ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

43 - HABBÂB (Radıyallahü Anh)

HABBÂB'IN AŞKI

 

Bir yehûdî âlimi ve bir de oğlu vardı.

Güzel yüzlü çocuğun "Habbâb"dı hem de adı.

 

Bu, bir gün, babasının odasına girince,

Gizli bir sandık görüp meraklandı iyice.

 

Üstelik kilitliydi, açınca onu hemen,

Odaya "Nûr" fışkırdı o sandığın içinden.

 

Çok büyük hayret verdi bu hâdise "Habbâb"a.

Düşündü: "Bu gördüğüm, bir rüyâ mı acabâ?"

 

Daha sonra, sandıkta sayfalar gördü birden.

O nûr, fışkırıyordu üstteki sahîfeden.

 

Onda yazılıydı ki: (Resûlullah Muhammed,

Allahın Habîbi ve Peygamberidir elbet.

 

Onun kitâbı Kur'ân, islâmdır dîni ise.

Ne mutlu onu görüp, îmân eden kimseye.)

 

"Habbâb" bunu okuyup, Resûle oldu âşık.

Onun için yanmaya başladı kalbi artık.

 

O, kendi kendisine şöyle diyordu ki hep:

(Ey Allahın Habîbi, nerdesin şimdi acep?

 

Âh, seni bir kerecik görebilsem diyorum.

Ama sen, yerde misin, gökte mi, bilmiyorum.)

 

Ağlamaya başladı sonra da birdenbire.

Ve kendinden geçerek, bayılıp düştü yere.

 

Bir nice zaman sonra, kendine geldi lâkin.

Babası onu görüp, sordu ki: (Ne bu hâlin?)

 

Dedi ki: (Babacığım, ben, son Peygamber olan,

Hazret-i Muhammed'e oldum âşık ve hayrân.)

 

Vurulmuşa dönmüştü babası birdenbire.

Onu dövüp, hapsetti karanlık, dar bir yere.

 

"Habbâb" ise, orada hep duâ ediyordu.

(Yâ Rabbî, Habîbini bana göster!) diyordu.

 

O esnâda gâibden duydu şöyle bir nidâ:

(Ey Habbâb, Resûlullah şimdi bu yakınlarda.

 

Eğer Onu görmeyi çok arzu ediyorsan,

Şu yöne doğru yürü, başka yere sapmadan.)

 

"Habbâb" bunu duyunca, kapıldı bir sevince.

Çıkıp, o yöne doğru yol katetti bir nice.

 

İlâhî irâdeyle, o yöne gidiyordu.

Sanki "Resûlullah"a doğru çekiliyordu.

 

Nihâyet Medîneye geldi o, aynı günde.

Yorulmuştu, oturdu bir kapının önünde.

 

Anladı ev sâhibi "Habbâb"ın bu hâlini.

Dedi: (Ben biliyorum Allahın Habîbini.)

 

Götürdü onu hemen Resûl'ün huzûruna.

Kavuştu böylelikle bir âşık, mâşûkuna.

 

Nasıl şükredecekti, onu bilemiyordu.

Gözlerinden sel gibi gözyaşı iniyordu.

 

Nihâyet çok sevdiği "Resûl"ün huzûrunda,

Îmânla şereflenip eshâbtan oldu o da.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan