|
42 - UMEYR BİN VEHEB
(Radıyallahü Anh)
ÎMÂNLA ŞEREFLENDİ
"Umeyr
ibni Veheb" ki, câhiliyyet devrinde,
Düşman
tarafındaydı meşhur "Bedir" harbinde.
Bir oğlu esîr
olup, firâr etti kendisi.
Bu husûsu,
Safvân'la konuştular ikisi.
Safvân
dedi: (Yâ Umeyr, Bedir'den sonra,
bana,
Yaşamanın bir
tadı kalmadı bu dünyâda.)
Umeyr
dedi: (Vallahi bu sözün tam yerinde.
Oğlum hâlâ
esîrdir müslümânlar elinde.
Eğer borcum
olmasa, düşünmesem maîşet,
Onun
intikâmını alırdım gidip elbet.)
Safvân
dedi: (Yâ Umeyr, maîşet ve borcunu,
Üstüme
alıyorum, hiç düşünme sen bunu.
Bu husûsta,
yapacak bir şeyin varsa şâyet,
Hiç durma,
Medîneye şimdi eyle hareket.)
"Umeyr"
memnun olmuştu, kalktı hemen yerinden.
Dedi:
(Kurtulamazlar artık benim elimden.)
Kılıcını
çıkarıp, zehirledi iyice.
Eteğinin
altına yerleştirdi gizlice.
Daha sonra,
pür hiddet devesine binerek,
Ulaştı
Medîne'ye hâlini gizliyerek.
Tam mescidin
önünde, inerken devesinden,
Hazreti Ömer
görüp, yapıştı ensesinden.
Üstün
firâsetiyle tanımıştı kendini.
Tahmîn etti
kötü bir maksatla geldiğini.
Hazret-i Ömer
ile, diğer eshâbı güzîn,
Çıkardılar "Umeyr"i
huzûruna Resûl'ün.
Ona suâl etti
ki şânı büyük Peygamber:
(Mekkeden
Medîneye niçin geldin yâ Umeyr?)
Dedi ki: (Yâ
Muhammed, geldim, ricâ edeyim.
Oğlumu
bağışlarsan, alıp geri gideyim.)
Buyurdu:
(Eteğinin altında gizlediğin,
O zehirli
kılıcı, ne maksatla getirdin?
Sonra sen,
Safvân ile Mekkede, bir odada,
Nasıl
anlaşmıştınız, beyân eyle onu da.)
"Umeyr"
çok şaşırmıştı, başını eğdi öne.
Bir şeyler
oluyordu o sırada kalbine.
Neler
konuştularsa Safvân’la, teker teker,
Bütün
tafsîlâtıyla söyleyince o Server,
Mahcûbiyyet
içinde değişti benzi birden,
Dedi: (Hak
Peygambersin, îmân ettim şimdi ben.
Zîrâ
işitmemişti kimse bu şartımızı.
Hak teâlâ
bildirdi sana bu sırrımızı.)
Kelime-i
şehâdet getirerek o anda,
Müslümân
oluverdi Resûl'ün huzûrunda.
|