ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

40 - SA'D BİN MUÂZ (Radıyallahü Anh)

ARŞ-I ÂLÂ TİTREDİ

 

Yehûdîler, "Uhud"da ihânet etmişlerdi.

Mü'minleri çok müşkil hâle düşürmüşlerdi.

 

Bu sebeple o Server, alarak askerini,

Muhâsara eyledi onların kalesini.

 

Yehûdîler bir süre yaptılar istişâre.

Teslîm olmaktan başka, bulunmadı bir çâre.

 

Hemen Resûlullaha bir heyet yolladılar.

Ve teslîm bayrağını çekip, teslîm oldular.

 

Gelen heyet dedi ki: (Bizim hakkımızda, siz,

Hüküm vermesi için, hakem tâyin ediniz.)

 

Peygamber Efendimiz buyurdu ki o zaman:

(Siz, istediğinizi seçiniz eshâbımdan.)

 

Dediler: (Yâ Muhammed, olursan eğer râzı,

Hakem tâyin edelim, Sa'd ibni Muâz'ı.

 

O, bizim hakkımızda ne hüküm verir ise,

O karara uyarak cezâ ver sen de bize.)

 

Bu zât yaralanmıştı Hendek günü bir ara.

Hattâ bir ok girmişti, hem de atar damara.

 

Şehîd olacağını anlayıp kendi dahî,

Ellerini kaldırıp, demişti ki: (İlâhî!

 

Bu savaş sürecekse, ömür ver bana yine.

Cenkte siper edeyim kendimi Habîbine.

 

Yok sona erecekse yakında bu harp eğer,

Şehîdlik rütbesini eyle bana müyesser.

 

Şu benî Kureyzâ'nın âkıbetini dahî,

Göstermeden, rûhumu kabzetme yâ ilâhî!)

 

Resûl'ün emri ile, eshâb Sa'da gittiler.

Sedye ile Resûl'ün yanına getirdiler

 

Buyurdular ki: (Yâ Sa'd, hakemsin, ver emrini.

Biz dahî ona göre yapalım gereğini.)

 

Dedi: (Müslümânlara ihânet etmiş olan,

Bütün erkeklerinin vurulsun boynu şu an.

 

Kadın ve çocukların hepsi esîr alınsın.

Malları, müslümânlar arasında dağılsın.)

 

Haklarında bu hükmü verince "İbni Muâz",

Allahın Resûlü' de eyledi aynen infâz.

 

Buyurdular ki: (Yâ Sa'd, verdin ki öyle karar,

Allah ve Resûlü de bundan memnun kaldılar.)

 

O günden sonra tekrar, ağırlaştı yarası.

Nihâyet şehîd oldu, çok geçmeden arası.

 

Ağladı cümle eshâb, onun şehâdetine.

Hattâ "Yetmiş bin" melek indi cenâzesine.

 

Ve mübârek mezârı kazılırken, bu defâ,

İçinden "Misk kokusu" yayıldı her tarafa.

 

Peygamber Efendimiz, ona üzüldüğünden,

Ağlayıp, yaşlar aktı mübârek gözlerinden.

 

Buyurdular ki: (Sa'ddan râzıdır Hak teâlâ.

Onun şehâdetiyle titredi Arş-ı âlâ.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan