|
40
- SA'D BİN MUÂZ
(Radıyallahü Anh)
ARŞ-I ÂLÂ TİTREDİ
Yehûdîler,
"Uhud"da ihânet etmişlerdi.
Mü'minleri
çok müşkil hâle düşürmüşlerdi.
Bu sebeple o
Server, alarak askerini,
Muhâsara
eyledi onların kalesini.
Yehûdîler
bir süre yaptılar istişâre.
Teslîm
olmaktan başka, bulunmadı bir çâre.
Hemen
Resûlullaha bir heyet yolladılar.
Ve teslîm
bayrağını çekip, teslîm oldular.
Gelen heyet
dedi ki: (Bizim hakkımızda, siz,
Hüküm vermesi
için, hakem tâyin ediniz.)
Peygamber
Efendimiz buyurdu ki o zaman:
(Siz,
istediğinizi seçiniz eshâbımdan.)
Dediler: (Yâ
Muhammed, olursan eğer râzı,
Hakem tâyin
edelim, Sa'd ibni Muâz'ı.
O, bizim
hakkımızda ne hüküm verir ise,
O karara
uyarak cezâ ver sen de bize.)
Bu zât
yaralanmıştı Hendek günü bir ara.
Hattâ bir ok
girmişti, hem de atar damara.
Şehîd
olacağını anlayıp kendi dahî,
Ellerini
kaldırıp, demişti ki: (İlâhî!
Bu savaş
sürecekse, ömür ver bana yine.
Cenkte siper
edeyim kendimi Habîbine.
Yok sona
erecekse yakında bu harp eğer,
Şehîdlik
rütbesini eyle bana müyesser.
Şu benî
Kureyzâ'nın âkıbetini dahî,
Göstermeden,
rûhumu kabzetme yâ ilâhî!)
Resûl'ün emri
ile, eshâb Sa'da gittiler.
Sedye ile
Resûl'ün yanına getirdiler
Buyurdular
ki: (Yâ Sa'd, hakemsin, ver emrini.
Biz dahî ona
göre yapalım gereğini.)
Dedi:
(Müslümânlara ihânet etmiş olan,
Bütün
erkeklerinin vurulsun boynu şu an.
Kadın ve
çocukların hepsi esîr alınsın.
Malları,
müslümânlar arasında dağılsın.)
Haklarında bu
hükmü verince "İbni Muâz",
Allahın
Resûlü' de eyledi aynen infâz.
Buyurdular
ki: (Yâ Sa'd, verdin ki öyle karar,
Allah ve
Resûlü de bundan memnun kaldılar.)
O günden
sonra tekrar, ağırlaştı yarası.
Nihâyet şehîd
oldu, çok geçmeden arası.
Ağladı cümle
eshâb, onun şehâdetine.
Hattâ "Yetmiş
bin" melek indi cenâzesine.
Ve mübârek
mezârı kazılırken, bu defâ,
İçinden "Misk
kokusu" yayıldı her tarafa.
Peygamber
Efendimiz, ona üzüldüğünden,
Ağlayıp,
yaşlar aktı mübârek gözlerinden.
Buyurdular
ki: (Sa'ddan râzıdır Hak teâlâ.
Onun
şehâdetiyle titredi Arş-ı âlâ.)
|