|
39
- SA'D BİN REBÎ
(Radıyallahü Anh)
RESÛLULLAHA SELÂM SÖYLE!
"Sa'd ibni
Rebî" dahî, sahâbe-i kirâmdan.
Birinci
Akabe'de müslümân olanlardan.
Şöyle ki,
Medîneden altı kişi, bir defâ,
Geldiler Hac
mevsimi Beytullahı tavâfa.
"Akabe"
nâm vâdide, bu mü'minler, bir gece,
Sevgili
Peygamberle buluştular gizlice.
O gün, söz
verdiler ki Resûl-i müctebâ'ya:
(Aslâ ortak
koşmayız Allahü teâlâya.
Kaçınırız
tamâmen hırsızlıktan, zinâdan.
Sakınırız hem
dahî iftirâdan, yalandan.
Sıkıntı ve
darlıkta bulunsak da Vallahi,
Kendi
nefsimiz gibi koruruz seni dahî.
İster darlık
içinde olalım, ister râhat,
Sana, her
hâl-ü kârda edeceğiz itâat.)
"Sa'd ibni
Rebî" idi bu zâtların biri de.
Resûl'ün
yanındaydı "Uhud" ile "Bedir"de.
Hele Uhud
cenginde gösterirdi hayli mertlik.
O mübârek
vücûdu, olmuştu delik deşik.
O gün meydana
gelen karışıklık ânında,
Cenge devâm
etmişti Peygamberin yanında.
Derdi: (Ey
Akabe'de Resûle söz verenler!
Sizleri,
etrâfına çağırıyor Peygamber.)
Harpten
sonra, müşrikler terk edince o yeri,
Suâl etti
eshâbtan Allahın Peygamberi:
(Acep
Sa'd ibni Rebî sağ mıdır, şehîd midir?
Bunu, kim
öğrenip de bize haber getirir?)
Zeyd bin
Sâbit diyor ki: Vardım harp meydanına.
Şehîdler
arasında seslendim dört bir yana.
Bir cevap
gelmeyince, dedim: (Ey ibni Rebî!
Sana selâm
söyledi Allahın Peygamberi.
Soruyor ki,
acabâ ölü müdür, sağ mıdır?
Bana, bunu
öğrenip haber veren var mıdır?)
Bir ses
duydum o ara şehîdler arasından.
Dedi:
(Resûlullaha selâm de sen de Sa'ddan.
Ve Ona arz
eyle ki, Hak teâlâ her zaman,
Korusun
kendisini her kazâ ve belâdan,
Ensâra
da söyle ki, sözlerini tutsunlar.
Allahın
Habîbini çok iyi korusunlar.
Gevşek
davranırlarsa bu bâbta eğer onlar,
Hak teâlâ
katında, ne mâzeret bulurlar?)
Zeyd bin
Sâbit, oradan döndü Resûl katına.
Sa'dın
dediklerini arz eyledi zâtına.
Resûlullah o
zaman dönüverdi kıbleye.
Mübârek
kollarını uzattı ileriye.
Buyurdu ki:
(Râzı ol sen Sa'ddan yâ ilâhî!
Bırakmadı
cihâdı şehîd olurken dahî.)
|