|
36
- CÂBİR BİN ABDULLAH
(Radıyallahü Anh)
RESÛLULLAHI DÂVET ETTİ
Hendek harbi
öncesi, her gün, eshâbı kirâm,
Hendek kazma
işine ediyorlardı devâm.
Bir ara,
önlerine "Taş" çıktı, sertti fazla.
O yeri, çok
uğraşıp kıramadılar aslâ.
Peygamber-i
zîşâna verdiler sonra haber.
Oraya
seâdetle teşrîf etti o Server.
Balyozu
kaldırarak o Hüdânın Habîbi,
Dağıttı bir
vuruşta o kayayı "kum" gibi.
Hazret-i
Câbir der ki: (O Server, Hendek günü,
Kayayı kırmak
için kaldırdı külüngünü.
Mübârek karnı
üzre, "Üç taş" bağlı dururdu.
"Üç gün yemek
yememek alâmeti" idi bu.
Düşündüm:
"Evde biraz, yemek hazır edeyim.
Ve Resûl'ü,
gizlice yemeye götüreyim."
Zîrâ cümle
eshâbı, eve dâvet edecek,
Miktârda,
hânemizde bulunmazdı yiyecek.
Resûl'den
izin alıp, geldim hemen evime.
Düşündüğüm bu
şeyi söyledim âileme.
Dedim ki:
(Hayli açtır Resûl aleyhisselâm.
İsterim
yedirelim bir miktâr Ona taâm.)
Hâtunum
memnun olup, dedi ki: (İyi olur.
Evde biraz et
ile biraz arpa bulunur.
O eti pişirir
ve un yaparız arpayı.
Var acele
dâvet et Resûl-i kibriyâyı.)
Dönüp,
Resûlullahın huzûruna geldim ve
Dedim ki:
(Yemek için, buyurun bizim eve.)
Buyurdu ki:
(Ey Câbir, ne kadar vardır taâm?)
Dedim: (Biraz
et ile, biraz da vardır arpam.)
Buyurdu ki:
(Çok iyi, söyle de hanımına,
Ben gelinceye
kadar, el sürmesin taâma.)
Sonra nidâ
etti ki cümle Hendek ehline:
(Ey eshâbım,
geliniz Câbir'in yemeğine!)
Eve gelip,
hâtuna dedim ki: (Dinle beni.
Çağırdı
Resûlullah cümle Hendek ehlini.
Üstelik de
gelenler, kalabalıktır gâyet.
Peki biz ne
yaparız yetmezse yemek şâyet?)
O dedi ki: (Yemeğin
miktârını, o Server,
Biliyorsa gam
değil, düşünme böyle şeyler.)
Az sonra
Resûlullah, teşrîf etti hâneye.
Sonra,
bereket için duâ etti yemeğe.
Sahâbe, onar
onar gelip yemek yediler.
Kalkanların
yerine, başka gurup geldiler.
Sonra baktım,
o çömlek doluydu yemek ile.
Bitmesi şöyle
dursun, azalmamıştı bile.)
|