ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

35 - SÜRÂKA BİN MÂLİK (Radıyallahü Anh)

BİRDEN KUMA GÖMÜLDÜ

 

Hicrette o "Server"le, hazret-i "Ebû Bekr"i,

Öldürmek istiyordu o Kureyş kâfirleri.

 

Bunun için, acele bir yerde toplandılar.

Görüşüp, bu husûsta yeni karar aldılar.

 

Dediler ki: (Onları, kim nerede görürse,

Ve hemen yakalayıp, âcilen öldürürse,

 

Yâhut esîr alırsa diri yakalıyarak,

Yüz deve alacaktır o mükâfât olarak.)

 

"Sürâka bin Mâlik" de duydu bu "Yüz deve"yi.

Düşündü: "Yüz deveye mâlik olmak ne iyi."

 

Görmüştü ikisini biraz önce giderken.

"Yüz deve"nin hırsıyla, heyecânlandı birden.

 

Bindi hemen atına, bir anda uzaklaştı.

Az sonra "Resûl" ile "Ebû Bekr"e yaklaştı.

 

Hücûm edecekti ki arkadan o Server’e,

Atı tökezlenerek, âniden düştü yere.

 

"Yüz deve"nin hırsıyla, tekrar bindi atına.

Bundan ibret almayı getirmedi aklına.

 

Yaklaştı tekrar yine Sıddîk'la Peygambere.

Bu hâl, çok korku verdi Hazret-i Ebû Bekr'e.

 

Allahın Sevgilisi sordu: (Yâ Ebâ Bekir!

Görürüm üzülürsün, acabâ sebep nedir?)

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, düşman geldi arkadan.

Korkarım hazretine bir zarar gelir ondan.)

 

Buyurdu ki: (Düşmandan korkma yâ Ebâ Bekir!

Zîrâ dost, her sâniye bizimle berâberdir.)

 

Sonra duâ buyurdu: (Yâ ilâhel âlemîn!

Sürâka'nın şerrinden sen bizi eyle emîn.)

 

O anda "Sürâka" da yaklaşmıştı ki, birden,

Atının ayakları kuma battı âniden.

 

O zaman vâkıf oldu işin hakîkatine.

Yalvardı can havliyle Allahın Habîbine.

 

Dedi: (Şimdi inandım, sen elbet Peygambersin.

Beni bu kum içinden, sen kurtarabilirsin.)

 

O zaman Resûlullah eyledi şu duâyı:

(Yâ Râb, doğru diyorsa, halâs et Sürâka'yı.)

 

Bir anda kurtularak, çıktı kumun içinden.

Ve yanında ne varsa, Resûle verdi hemen.

 

Lâkin kabûl etmeyip, buyurdular ki ona:

(Yok benim ihtiyâcım senin bu mallarına.

 

İstediğim şudur ki, gizleyesin yerimi.

Kimseye demiyesin bu yoldan gittiğimi.)

 

Sürâka "Peki" deyip, döndü hemen geriye.

Aynı yoldan giderken, rastladı çok kimseye.

 

Dedi ki: (Buralarda, onları çok aradım.

Nâm ve nişânlarının izine rastlamadım.)

 

Onlar dahî: (Sürâka doğru söylüyor) diye,

Atlarını çevirip, dönerlerdi geriye.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan