|
34
- TUFEYL BİN AMR DEVSÎ
(Radıyallahü Anh)
TATLI DİL, GÜLER YÜZ
"Tufeyl
bin Amr-ı Devsî" anlatıyor kendisi:
Kâbe’den eve
gitti Allahın Sevgilisi.
Ben de gittim
peşinden Onu edip çok merak,
Ve girdim
içeriye, önce izin alarak.
Dedim ki: (Yâ
Muhammed, ben buraya gelince,
Kavmin, senin
hakkında söylediler bir nice.
Öyle
korkuttular ki beni, senin hakkında,
Dediler ki:
"Bulunma hiç Onun yakınında.
Okuduğu
şeyleri dinleme hiçbir vakit.
Ve hattâ
buralarda fazla durma, çekip git."
Onların
sözlerinin, çok tesirinde kaldım.
Hattâ
kulaklarıma her gün pamuk tıkadım.
Okuduğun
şeylerin bir miktârını ancak,
Bana da
işittirdi Kâbede cenâb-ı Hak.
Bir söz
işitmemiştim ben ondan daha güzel.
Kalbime tesir
etti, ne tatlı, ne mükemmel!)
Anlattı
Resûlullah bana islâmiyyeti.
Îmân edip,
kazandım ebedî seâdeti.
Dedim: (Yâ
Resûlallah, Devs'tir benim kabîlem.
Kavmimde
îtibârım yüksektir bir hayli hem.
Müsâde
ederseniz, geri avdet edeyim.
Kavmimin
halkına da, islâmı bildireyim.
Ve lâkin
Rabbim bana, bu yolda bir kerâmet,
İhsânda
bulunursa, kolay olur bu dâvet.)
Peygamber
Efendimiz, açarak ellerini,
Şöyle bir duâ
edip, gönderdi hemen beni:
(Yâ ilâhî,
buna bir kerâmet eyle ihsân.
Ki, kavmini
dâveti, olsun kolay ve âsân.)
Daha sonra
ayrılıp, beldeme vardığımda,
Âniden parlak
bir "Nûr" peydâ oldu alnımda.
Niyâzda
bulundum ki Rabbimden ben bu kere,
İş bu "Nûr"u,
alnımdan, nakletsin başka yere.
Kabûl etti
duâmı Âlemlerin Sâhibi.
"Nûr",
kamçımın ucunda parladı "kandil" gibi.
Gece,
yaklaştığımda kabîlemin yurduna,
Halk hayretle
bakardı, o "Kerâmet nûru"na.
Eve gidip,
babamı dâvet ettim ilk önce.
O, tereddüt
etmeden îmân etti hemence.
Daha sonra
hanımım, gelip girdi yanıma.
Yine
islâmiyyeti anlattım hanımıma.
O da îmân
edince, sevinip en nihâyet,
Bilcümle
Devs'lileri îmâna ettim dâvet.
Lâkin
inanmayınca onlar tek bir Allaha,
Şikâyette
bulundum gidip Resûlullaha.
Buyurdu: (Dön
kavmine, güler yüz ve tatlı dil,
Gösterip,
dâvet eyle, yumuşak ol, sert değil.)
(Peki yâ
Resûlallah!) diyerek ettim avdet.
Halkı, güler
yüz ile eyledim dîne dâvet.)
|