|
34
- TUFEYL BİN AMR DEVSÎ
(Radıyallahü Anh)
KULAKLARIMI TIKADIM
Peygamber
Efendimiz, demeyip gündüz gece,
Halkı,
islâmiyyete çağırırdı öylece.
Mekkeli
müşrikler de, uğraşırlar idi ki,
Boşa gitsin
Onun bu çalışma ve gayreti.
Birini
görselerdi Onunla konuşurken,
Buna mâni
olmaya çalışırlardı hemen.
Dışarıdan
Mekkeye gelenleri görünce,
Gidip
kötülerlerdi Resûl'ü ona önce.
Zîrâ
Resûlullahı kim görse idi bir an,
Sözlerini
dinleyip, olurdu Ona hayrân.
"Tufeyl
bin Amr-ı Devsî" adında bir kimse de,
Bir iş için
Mekkeye gelmişti o günlerde.
Hemen onun
yanına giderek o müşrikler,
Ona, Resûl
hakkında çok şeyler söylediler.
Dediler ki:
(Geldin sen, bizim bu ülkemize.
Lâkin bir
tehlikeyi haber verelim size.
Burada, "Muhammed
bin Abdullah" diye biri,
Vardır ki,
çoktur Onun şaşılacak hâlleri.
Söylediği
sözlerde, sihir tesiri vardır.
Öyle ki,
oğulları babasından ayırır.
Onun o
sözlerini, bir defâ olsun duyan,
Çok beğenip,
hemence ediyor Ona îmân.
Onun
fikirleriyle bu memlekette artık,
Âileler
içinde başladı bir ayrılık.
Evlâdı
babasından, kardeşi kardeşinden,
Ayırıyor
kadını kocasından, eşinden.
Korkarım ki,
bizim bu başımızdaki belâ,
Sizin
kavminize de olabilir mübtelâ.)
Kendisi
anlatır ki: (Bu husûsta, o kadar,
Fazla
söylediler ki, korktum ve verdim karar.
Dedim ki:
"Öyle ise, Onu hiç görmiyeyim.
Ve Onun
sözlerini aslâ dinlemiyeyim."
Hattâ pamuk
tıkadım kulağıma hemence.
Ki, Onun
sözlerini duymıyayım böylece.
Bir gün
Kâbede iken, baktım, O da orada.
Okuduğu
şeyleri işittim o arada.
Lâkin
okudukları, hoşuma gitti benim.
Hemen kendi
kendime düşünüp, şöyle dedim:
"Ben, iyiyi
kötüyü ayırt edemiyecek,
Kimse miyim
ki, ondan, bana zarar gelecek.
Sözleri
faydalıysa, dinler, kabûl ederim.
Çirkin ve
zararlıysa, dinlemez, terkederim."
Bir tarafta
gizlenip, başladım dinlemeye.
Âb-ı hayat
sunardı sözleri gönüllere.
Hiçbir çirkin
tarafı yoktu o kelâmların.
"Haksız"
olduklarını anladım ben onların.
Düşündüm: "Akşamleyin,
O, eve gittiğinde,
Gidip bir
konuşayım kendisiyle evinde."
|