|
32
- ÜMMÜ HİRÂM (HALA
SULTÂN) (Radıyallahü Anhâ)
İLK DENİZ SEFERİ
"Hala
Sultân" olarak bilinen bu hanım zât,
Süt teyzesi
olurdu Resûlullahın bizzât.
Medîne'de bir
evi vardı ki bu hâtunun,
Sık sık
ziyâretine giderdi Resûl bunun.
O da,
Resûlullaha ederdi ikrâm, izzet.
Bu yüzden
kendisine nasîb oldu çok hizmet.
Yine bir gün,
o Server bu hâneye varmıştı.
Orada az
uyuyup, gülerek uyanmıştı.
Sordu: (Yâ
Resûlallah, uyudunuz yatınca.
Hikmeti ne
idi ki güldünüz uyanınca?)
Buyurdu: (Ümmetimi
gördüm ki ben deminden,
Gemilerle
gazâya gidiyorlar denizden.)
Dedi: (Yâ
Resûlallah, ne olur duâ eyle.
Ben dahî
bulunayım o cenkte onlar ile.)
Kırmadı
ricâsını, buyurdu: (Yâ ilâhî!
O deniz
seferinde bulundur bunu dahî.)
Hakîkaten
hazret-i Osmân'ın emri ile,
Bir sefer
düzenlendi, Kıbrıs'a gemi ile.
Eshâb,
açılıyordu denize ilk olarak,
Çok sayıda
gönüllü etti buna iştirak.
Ebû Zer,
Ebüdderdâ ve "Ümmü Hirâm" gibi,
Katıldı bu
sefere birkaç büyük sahâbî.
"Ümmü
Hiram", o zaman seksenaltı yaşında ,
Şehîd olmak
isterdi, bu deniz savaşında.
Vardı islâm
ordusu Kıbrıs sâhillerine.
Şöyle teklîf
ettiler o Rum kâfirlerine:
(Ya îmâna
geliniz veyâ cizye veriniz.
Yoksa
savaşacağız, bunu böyle biliniz.)
Rumlar, ilk
ikisini reddedince cevâben,
Denizde
şiddetli bir cenk başladı âniden.
"Ümmü
Hirâm" çok yaşlı olduğu hâlde bile,
Savaştı kılıç
elde şehâdet ümîdiyle.
Yerinde
duramıyor, acele ediyordu,
"Bir an
önce bu fetih gerçekleşse" diyordu.
Onun hâli,
herkesi düşürürdü hayrete.
Gençler onu
gördükçe gelirlerdi gayrete.
Sonra bir
çıkarmayla içerlere daldılar.
Kaçan Rum
ordusunu hayli kovaladılar.
Hazret-i "Ümmü
Hirâm", o gün, kılıç elinde,
Savaştı
arslan gibi atının üzerinde.
Velâkin
Larnaka'da, atı tökezliyerek,
Düştü ve
şehîd oldu, en son "Allâh!" diyerek.
"Ümmü
Hirâm", şimdi de o yerde yatmaktadır.
Kabrinden,
yüzyıllarca nûr ve feyz saçmaktadır.
|