ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

31 - ABDULLAH BİN ÖMER (Radıyallahü Anh)

EHL-İ BEYTE HÜRMET

 

Ömer ibni Hattâb'ın devriydi ki bir zaman,

Çok fazla ganîmetle dönüldü bir gazâdan.

 

Zîrâ kavuşulmuştu çok büyük bir zafere.

Toplanan ganîmetler dağılırdı erlere.

 

Hazret-i Ömer dahî, bizzât bulunuyordu.

Erlerin hissesini, o tâyin ediyordu.

 

Ganîmet, hisse hisse dağılırken erlere,

"Hazret-i Hasan" geldi hisse için o yere.

 

Halîfe, görür görmez o zâtın teşrîfini,

"Bin dirhem gümüş verin!" diye verdi emrini.

 

Az sonra teşrîf etti "Hazret-i Hüseyin" de.

"Bin dirhem" tâyin etti onun hissesini de.

 

Her ikisine dahî gösterdi saygı, edeb.

Sonra, oğlu Abdullah eyledi hisse talep.

 

"Beşyüz dirhem" verince hissesini oğlunun,

Dedi ki: (Babacığım, hikmeti nedir bunun?

 

Sizce de mâlumdur ki, ben yetişkin bir gencim.

Hem de Resûlullahla vâkîdir hayli cengim.

 

Arz ettiğim husûslar mâlumken sizce de hem,

Ne için bendenize verdiniz beşyüz dirhem?

 

Henüz tâze gençtirler "Hasan" ile "Hüseyin".

Harp tecrübeleri de fazla değil, bilirsin.

 

Bu dahî zâtınızca belli ve mâlum iken,

Onlara biner dirhem verdiniz, acep neden?

 

Bilirim, bir hikmeti elbet vardır bu işin.

Lâkin bilmek isterim, bu ayırım ne için?)

 

Buyurdu ki: (Ey oğlum, otur da beni dinle.

Bir mi olmak isterin sen Hasan, Hüseyin'le?

 

"Aliyyül mürtezâ"dır onların pederleri.

Hem de "Resûlullah"tır mübârek dedeleri.

 

"Hazret-i Fâtıma"dır anneleri onların.

Şânları çok yüksektir o iki bahtiyârın.

 

"Câfer-i Tayyâr" ile "Hazret-i Ukayl" dahî,

Amcaları olurlar onların bizâtihî.

 

Hazret-i "Ümmü Gülsüm" ve "Rukayye" hâtunlar,

O iki mübâreğin teyzeleri olurlar.

 

Onlar, Resûlullahın elinde büyüdü hem.

Olur mu bundan büyük bir fazîlet ve kerem?

 

İşte onlar, Resûl'e olmuşken böyle yakın,

Sen, kendini onlarla yoksa bir mi tutarsın?)

 

Abdullah, babasından duyunca bu sözleri,

Utandı, mahcûb oldu, yaşla doldu gözleri.

 

Hazret-i Alî'nin de bu gitti kulağına.

Hasan'la Hüseyin'i çağırdı huzûruna.

 

Dedi: (Resûlullahtan duymuştum Ömer için:

"O, islâmın nûru ve ışığıdır Cennetin".)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan