|
31
- ABDULLAH BİN ÖMER
(Radıyallahü Anh)
EHL-İ BEYTE HÜRMET
Ömer ibni
Hattâb'ın devriydi ki bir zaman,
Çok fazla
ganîmetle dönüldü bir gazâdan.
Zîrâ
kavuşulmuştu çok büyük bir zafere.
Toplanan
ganîmetler dağılırdı erlere.
Hazret-i Ömer
dahî, bizzât bulunuyordu.
Erlerin
hissesini, o tâyin ediyordu.
Ganîmet,
hisse hisse dağılırken erlere,
"Hazret-i
Hasan" geldi hisse için o yere.
Halîfe, görür
görmez o zâtın teşrîfini,
"Bin
dirhem gümüş verin!" diye verdi emrini.
Az sonra
teşrîf etti "Hazret-i Hüseyin" de.
"Bin dirhem"
tâyin etti onun hissesini de.
Her ikisine
dahî gösterdi saygı, edeb.
Sonra, oğlu
Abdullah eyledi hisse talep.
"Beşyüz
dirhem" verince hissesini oğlunun,
Dedi ki:
(Babacığım, hikmeti nedir bunun?
Sizce de
mâlumdur ki, ben yetişkin bir gencim.
Hem de
Resûlullahla vâkîdir hayli cengim.
Arz ettiğim
husûslar mâlumken sizce de hem,
Ne için
bendenize verdiniz beşyüz dirhem?
Henüz tâze
gençtirler "Hasan" ile "Hüseyin".
Harp
tecrübeleri de fazla değil, bilirsin.
Bu dahî
zâtınızca belli ve mâlum iken,
Onlara biner
dirhem verdiniz, acep neden?
Bilirim, bir
hikmeti elbet vardır bu işin.
Lâkin bilmek
isterim, bu ayırım ne için?)
Buyurdu ki:
(Ey oğlum, otur da beni dinle.
Bir mi olmak
isterin sen Hasan, Hüseyin'le?
"Aliyyül
mürtezâ"dır onların pederleri.
Hem de "Resûlullah"tır
mübârek dedeleri.
"Hazret-i
Fâtıma"dır anneleri onların.
Şânları çok
yüksektir o iki bahtiyârın.
"Câfer-i
Tayyâr" ile "Hazret-i Ukayl" dahî,
Amcaları
olurlar onların bizâtihî.
Hazret-i "Ümmü
Gülsüm" ve "Rukayye" hâtunlar,
O iki
mübâreğin teyzeleri olurlar.
Onlar,
Resûlullahın elinde büyüdü hem.
Olur mu
bundan büyük bir fazîlet ve kerem?
İşte onlar,
Resûl'e olmuşken böyle yakın,
Sen, kendini
onlarla yoksa bir mi tutarsın?)
Abdullah,
babasından duyunca bu sözleri,
Utandı,
mahcûb oldu, yaşla doldu gözleri.
Hazret-i
Alî'nin de bu gitti kulağına.
Hasan'la
Hüseyin'i çağırdı huzûruna.
Dedi: (Resûlullahtan
duymuştum Ömer için:
"O,
islâmın nûru ve ışığıdır Cennetin".)
|