ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

30 - EBÛ HÜREYRE (Radıyallahü Anh)

ESHÂB-I SOFFA

 

Sayıları "On" ile "Dörtyüz" olan bu zevât,

Resûl'ün sohbetinde bulunurdu çok sâat.

 

Bunlar, ya huzûrunda olurlardı Resûl'ün,

Yâhut da ibâdetle meşgullerdi gece gün.

 

Bu, pek fazîletli ve mübârek sahâbîler,

Bir "İrfân ordusu"nun eriydi hepsi birer.

 

Peygamber Efendimiz, onları çok severdi.

Onlarla sohbet eder, oturup yemek yerdi.

 

İşte bu fazîletli, ilim ehli insanlar,

"Eshâb-ı soffa" diye tanındı o zamanlar.

 

Bu eshâb-ı soffa’dan biri, "Ebû Hüreyre".

Şöyle anlatmaktadır hâlini o bir kere:

 

Der ki: (Yemeksizlikten, çok zaman aç kalırdım.

O zamanlar taş alıp, karnıma bastırırdım.

 

Yine böyle bir taşı, bastırmışken karnıma,

Âniden Resûlullah teşrîf etti yanıma.

 

Hâlimi anlıyarak, bana gülümsediler.

(Benimle gel!) buyurup, eve doğru gittiler.

 

Ben dahî peşlerinden gittim emirleriyle.

Hâne-i seâdete vardık kendileriyle.

 

O anda, evlerinde bir bardak süt var idi.

Buyurdu ki: (Eshâb-ı soffa’yı çağır haydi!)

 

Çağırdım, hep birlikte huzûra vâsıl olduk.

İzin alıp girerek, bir yerlere oturduk.

 

Bana buyurdular ki: (Gel yâ Ebâ Hüreyre!

Bu sütü, sıra ile içir bu kimselere.)

 

"Peki" deyip, o sütü aldım Resûlullahtan.

Verdim ehl-i soffa’nın her birine sıradan.

 

Her biri, doya doya o sütten içiyordu.

Sonra, bana bardağı iâde ediyordu.

 

Hepsi içip doyunca, alıp içtim ben dahî.

Bir bardak süt, herkese kâfî geldi Vallahi.

 

Sonra Resûlullah da içtiler seâdetle.

Süt hiç eksilmemişti, gördüm bunu hayretle.

 

Yine "Ebû Hüreyre" anlatır ki şöylece:

Resûl ile, çarşıya çıkmıştık berâberce.

 

Pazardan öteberi alıp Fahr-i kâinât,

Satıcıya, parayı fazlaca verdi fakat.

 

Onun bu ihsânından, satıcı memnun kalıp,

Derhâl öpmek istedi ellerine kapanıp.

 

Lâkin Peygamberimiz vermedi buna izin.

Buyurdu: (Bir sebep yok elimi öpmen için.

 

Çünkü ben, ne melikim ve ne de pâdişâhım.

Ben, sizin içinizden sâdece bir insanım.)

 

Sonra, satın aldığı o şeyleri alarak,

Başladı taşımaya oradan ayrılarak.

 

Ben taşımak istedim, buyurdu ki: (Her kişi,

Kendisi yapmalıdır kendine âit işi.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan