|
30
- EBÛ HÜREYRE
(Radıyallahü Anh)
ESHÂB-I SOFFA
Sayıları "On"
ile "Dörtyüz" olan bu zevât,
Resûl'ün
sohbetinde bulunurdu çok sâat.
Bunlar, ya
huzûrunda olurlardı Resûl'ün,
Yâhut da
ibâdetle meşgullerdi gece gün.
Bu, pek
fazîletli ve mübârek sahâbîler,
Bir "İrfân
ordusu"nun eriydi hepsi birer.
Peygamber
Efendimiz, onları çok severdi.
Onlarla
sohbet eder, oturup yemek yerdi.
İşte bu
fazîletli, ilim ehli insanlar,
"Eshâb-ı
soffa" diye tanındı o zamanlar.
Bu eshâb-ı
soffa’dan biri, "Ebû Hüreyre".
Şöyle
anlatmaktadır hâlini o bir kere:
Der ki:
(Yemeksizlikten, çok zaman aç kalırdım.
O zamanlar
taş alıp, karnıma bastırırdım.
Yine böyle
bir taşı, bastırmışken karnıma,
Âniden
Resûlullah teşrîf etti yanıma.
Hâlimi
anlıyarak, bana gülümsediler.
(Benimle
gel!) buyurup, eve doğru gittiler.
Ben dahî
peşlerinden gittim emirleriyle.
Hâne-i
seâdete vardık kendileriyle.
O anda,
evlerinde bir bardak süt var idi.
Buyurdu ki:
(Eshâb-ı soffa’yı çağır haydi!)
Çağırdım, hep
birlikte huzûra vâsıl olduk.
İzin alıp
girerek, bir yerlere oturduk.
Bana
buyurdular ki: (Gel yâ Ebâ Hüreyre!
Bu sütü, sıra
ile içir bu kimselere.)
"Peki" deyip,
o sütü aldım Resûlullahtan.
Verdim ehl-i
soffa’nın her birine sıradan.
Her biri,
doya doya o sütten içiyordu.
Sonra, bana
bardağı iâde ediyordu.
Hepsi içip
doyunca, alıp içtim ben dahî.
Bir bardak
süt, herkese kâfî geldi Vallahi.
Sonra
Resûlullah da içtiler seâdetle.
Süt hiç
eksilmemişti, gördüm bunu hayretle.
Yine "Ebû
Hüreyre" anlatır ki şöylece:
Resûl ile,
çarşıya çıkmıştık berâberce.
Pazardan
öteberi alıp Fahr-i kâinât,
Satıcıya,
parayı fazlaca verdi fakat.
Onun bu
ihsânından, satıcı memnun kalıp,
Derhâl öpmek
istedi ellerine kapanıp.
Lâkin
Peygamberimiz vermedi buna izin.
Buyurdu:
(Bir sebep yok elimi öpmen için.
Çünkü ben, ne
melikim ve ne de pâdişâhım.
Ben, sizin
içinizden sâdece bir insanım.)
Sonra, satın
aldığı o şeyleri alarak,
Başladı
taşımaya oradan ayrılarak.
Ben taşımak
istedim, buyurdu ki: (Her kişi,
Kendisi
yapmalıdır kendine âit işi.)
|