|
29 - SELMÂN-I FÂRİSÎ
(Radıyallahü Anh)
ONLAR BÖYLEYDİ
Hazret-i Ömer
Fârûk, "Selmân-ı Fârisî"ye,
Emir verip,
Îrân'a gönderdi "Vâli" diye.
O dahî vedâ
edip, Îrân'a geldi hemen.
Başladı
vazîfeye, hiç vakit geçirmeden.
Vâli oldu ise
de Îrân'a her ne kadar,
Yine tevâzû
ile yaşardı, orta karar.
Az şey ile
geçinir, ederdi hep kanâat.
Sürerdi
fakîrâne, gâyet sâde bir hayat.
Ve lâkin
biraz ağrı gelince bedenine,
Çağırıp sordu
bunu, o yerin tabîbine.
O dedi: (Bu
illete, Şam kilimi iyidir.
Al da kullan
evinde, gâyet fâidelidir.)
Tabîbin
tavsiyesi bu olunca kendine,
O kilimden,
bir âdet alıp serdi evine.
Ve lâkin
dedikodu yaptı bunu ahâli.
Dediler ki: (Değişti
vâlinin eski hâli.
Önceleri
hiçbir şey bulunmazken elinde,
Şimdi, Şam
kilimleri serilidir evinde.
Bulamıyan
var iken bir ekmek dilimini,
O, nasıl
kullanıyor hem de Şam kilimini?)
Sonra bu
dedikodu ulaştı Medîne'ye.
Şikâyet
eylediler vâliyi Halîfeye.
Ne zaman ki
Halîfe muttali oldu buna,
"Selmân-ı
Fârisî"yi çağırdı huzûruna.
Gâyesi şu idi
ki, öğrensin hakîkati.
Yoksa o,
vâlisine güvenirdi pek kat'î.
Vâli emri
alınca, binerek devesine,
Acele vâsıl
oldu, Medîne beldesine.
Emîr-ül
mü'minîni görünce tâ öteden,
Devesinden
inerek, yaklaştı ona hemen.
Müsâfeha
ederek, arz etti ki: (Yâ Ömer!
Affedin
bendenizi kusûrum varsa eğer.)
Buyurdu:
(Geldi bana, senden bâzı şikâyet.
Nedir o Şam
kilimi, hakîkati beyân et.)
Dedi: (Hastalığıma
iyi geldiği için,
Almıştım o
kilimi, doğrusu budur işin.
Yoksa,
Resûlullahın yolundan ayrılmadım.
Ayrılmam aslâ
yine o yoldan tek bir adım.)
Halîfe memnun
olup, buyurdu ki: (Yâ Selmân!
Sen de, benim
hatâmı duydunsa eyle beyân.)
Dedi:
(Ben de duydum ki, hâlen zât-ı âlîniz,
İki kat
elbiseye birden mâlikmişsiniz.
Peygamber-i
zîşânın tek elbise giydiği,
Zât-ı
âlînizce de mâlumdur gâyet iyi.)
Dedi: (Evet,
mâliktim iki kat elbiseye.
Lâkin verdim
birini, daha muhtâç kimseye.
Sonra tövbe
ederek, ettim ki şöyle niyâz:
"Yâ Râb,
Resûl yolundan ayırma beni biraz")
|