|
29 - SELMÂN-I FÂRİSÎ
(Radıyallahü Anh)
ŞİMŞEKLER ÇAKMIŞTI
"Selmân-ı
Fârisî" de, iyi hendek kazardı.
On kişinin
işini, tek başına yapardı.
Lâkin o da
rastladı gâyet "sert bir kaya"ya.
Öyle ki,
imkân yoktu onu parçalamaya.
Berâ
bin Âzib der ki: Toplandık o yere biz.
O kayayı
kırmaktan, âciz kaldık hepimiz.
Mecbûren arz
eyledik Resûl-i kibriyâya.
Allahın
Sevgilisi teşrîf etti oraya.
Bir "balyoz"
istiyerek, o hendeğe indiler.
Netîceyi,
merakla bekliyorduk ki bizler,
İndirdi
balyozunu o kayaya âniden.
O vuruşla,
kayadan bir parça koptu birden.
Ve o zaman
bir "şimşek" çaktı ki hem de yine,
Onun ışığı
ile, aydınlandı Medîne.
Allahın
Sevgilisi, kaldırıp balyozunu,
Yine, ikinci
defâ kayaya vurdu onu.
Bir parça
daha koptu o vuruşla kayadan.
Ve yine "şimşek"
çaktı her yeri aydınlatan.
Resûlullah,
balyozu kaldırıp son bir defâ,
Vurunca, çok
kuvvetli "şimşek" çaktı bir daha.
Şimşeğin
ışığında, her yer aydınlanmıştı.
Ve kaya, bu
vuruşla paramparça olmuştu.
"Selmân-i
Fârisî"nin yardımıyla bu defâ,
Resûlullah,
hendekten çıktılar dışarıya.
Her vuruşta
bir şimşek çaktığını o zaman,
Her kişi
görmüş idi sahâbe-i kirâmdan.
"Selmân-ı
Fârisî" de görmüştü ki bu hâli,
Peygamber-i
zîşâna arz etti şu suâli:
(Anam, babam
ve canım fedâ olsunlar sana.
Neydi o
ışıklar ki, yükseldi âsumâna?)
Resûlullah,
eshâba dönüp suâl etti ki:
(Selmân'ın
gördüğünü, siz de görünüz mü ki?)
Arz ettiler
ki: (Evet, biz de gördük iyice.
Biz de tekbîr
getirdik, siz tekbîr getirince.
Her bir
vuruşunuzda, çok kuvvetli bir ışık,
Çıktı ki,
böylesine hiç şâhit olmamıştık.)
Peygamber
Efendimiz buyurdu ki o zaman:
(Sizin
gördüğünüzü, ben de gördüm yâ Selmân!
Şöyle ki, ilk
külüngü kayaya vurduğumda,
"Kisrâ"nın
köşklerini gördüm aydınlığında.
İkinci
vuruşumda çıkan ışıkta dahî,
Gördüm "Rum
kayseri"nin kırmızı köşklerini.
Üçüncüde, "San'anın
köşkleri"ni bittamâm,
Görünce,
geldi bana Cibrîl aleyhisselâm.
Dedi: "Yâ
Resûlallah, müjde vereyim size.
Gördüğünüz o
yerler geçecek elinize."
Hazret-i
Selmân der ki: (Ne dediyse o Server,
Ayniyle vukû
bulup, bize geçti o yerler.)
|