ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

29 - SELMÂN-I FÂRİSÎ (Radıyallahü Anh)

ÎMÂNLA ŞEREFLENDİM

 

Ertesi gün, Resûl'ün yanına gittim yine.

O ise gidiyordu, bir mevtânın defnine.

 

"Mühr-ü nübüvvet"ini görmekti arzum o gün.

Bu niyetle, yanına yaklaştım o Resûl'ün.

 

Murâdımı anlayıp, kaldırdı gömleğini.

Görmekle şereflendim mühr-ü nübüvvetini.

 

Kendimi tutamayıp, o mührü öptüm hemen.

Ağlayıp, ırmak gibi yaş aktı gözlerimden.

 

Bu son alâmeti de görünce en nihâyet,

Îmân edip, bana da nasîb oldu hidâyet.

 

Başımdan geçenleri, anlattım Peygambere.

Dinleyip, çok taaccüp eyledi o hâllere.

 

Ve emir buyurdu ki bana hemen o Server:

(Yâ Selmân, eshâba da bunları anlatıver.)

 

Lâkin "Arap" dilini bilmiyordum o zaman.

Anlaşabilmek için, istedim bir tercüman.

 

Dil bilen bir yehûdî gelmiş idi o yere.

Selmân'ın sözlerini söylerdi Peygambere.

 

Lâkin Resûlullahı metheden sözlerini,

Kast ile değiştirip, söylerdi hep tersini.

 

Derhâl Cibrîl-i emîn inerek yeryüzüne,

Bildirdi bu durumu, Allahın Resûlü'ne.

 

Bunu, kendisine de söyledikleri zaman,

Şehâdeti getirip, o da oldu müslümân.

 

Ve "Selmân-ı Fârisî" girdiyse de bu dîne,

Köleliğe, bir müddet devâm etti o yine.

 

Allahın Sevgilisi buyurdu ki bir zaman:

(Kendini kölelikten âzâd eyle yâ Selmân!)

 

Gidip, efendisine söyledi bunu, fakat,

O buna, bir şart ile eyledi muvâfakat.

 

Dedi: (Hemen dikersen üçyüz hurma fidanı,

Ve ne zaman gelirse meyve verme zamanı,

 

Ayrıca, kırk ukiyye bana altın verirsen,

Ancak âzâd edersin kendini kölelikten.)

 

Ayrılıp geldi hemen Resûl'ün huzûruna.

Yehûdînin şartını arz etti aynen Ona.

 

Eshâba emretti ki Peygamber Efendimiz:

(Kardeşiniz Selmân'a siz de yardım ediniz.)

 

Üçyüz hurma fidanı buldular hemen ona.

Çağırdı Resûlullah onu huzûrlarına.

 

Buyurdu ki: (Yâ Selmân, hazırla çukurları.

Bizzât ben, elim ile dikeceğim onları.)

 

O dahî, çukurları kazıp hazır edince,

Resûl-i müctebâya haber verdi hemence.

 

Mübârek elleriyle, Resûl, o fidanları,

Gelip, çukurlarına diktiler ayrı ayrı.

 

Resûl'ün bereketi ve duâları ile,

O yıl meyve verdiler fidanlar tamâmiyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan