ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

29 - SELMÂN-I FÂRİSÎ (Radıyallahü Anh)

İŞTE İLK ALÂMET

 

Beni, bir yehûdîye satınca o kimseler,

Gördüm çok o diyârda hurmalık ve bahçeler.

 

Lâkin ben, o beldeye edemedim muhabbet.

O yehûdî kimseye, hizmet ettim bir müddet.

 

Sonra o, sattı beni başka bir yehûdîye.

O dahî beni alıp, getirdi "Medîne"ye.

 

Bu yeri görür görmez, çok ısındım, pek sevdim.

Sanki ben, bu beldeyi önce görmüş gibiydim.

 

Dedim: "İşte burası hurması bol olan yer.

O Peygamber, herhâlde bu yere teşrîf eder".

 

Geçiyordu günlerim artık hep "Medîne"de.

Bağ bahçe işlerini yapıyordum bu yerde.

 

Lâkin ben, teşrîfini beklerdim "Bir kişi"nin.

Sabırsızlanıyordum Ona kavuşmak için.

 

Bir gün, o yehûdînin bahçesinin birinde,

Hurma topluyor idim, bir ağaç üzerinde.

 

Altta, efendim ile, yavaş sesle, bir kişi,

Birşeyler konuştular, merak ettim bu işi.

 

Kulak verip dinledim, diyordu ki: (Mekke'den,

Kubâ'ya biri geldi, geçen sabah erkenden.

 

Peygamber olduğunu ediyor halka izhâr.

Evs ve Hazrecliler de Ona inanıyorlar.)

 

Ben bu sözü duyunca, kendimden geçtim o an.

Ve hattâ sevincimden, düşecektim ağaçtan.

 

Hemen indim aşağı, dedim ki o kimseye:

(Ne diyorsun, kim gelmiş, ne diyormuş herkese?)

 

Sâhibim sinirlenip ve bir tokat vurarak,

Dedi: (Ne yapacaksın, sen kendi işine bak!)

 

O gün akşam olunca, bir miktar "Hurma" aldım.

Arayıp, o Resûl'ün huzûrlarına vardım.

 

Görünce ilk olarak cemâlini nûrunu,

Tahmîn ettim "Beklenen Peygamber" olduğunu.

 

İkrâm etmek üzere, aldığım hurmaları,

Ona takdîm ederken, arz eyledim şunları:

 

(Bu hurma sadakadır, lütfen kabûl ediniz.

Fakîrlerle birlikte, âfiyetle yiyiniz.)

 

Eshâbını çağırıp, buyurdu: (Yiyin bundan.)

Ve lâkin hiç yemedi kendisi o hurmadan.

 

Dedim ki, "İlk alâmet, işte bu olsa gerek,

Zîrâ kabûl etmedi sadakayı mübârek."

 

Teşrîf ettiklerinde Medîne beldesine,

Az "Hurma" daha alıp, huzûra vardım yine.

 

Hurmaları çıkarıp, Ona takdîm eyledim.

Dedim ki: (Bu hurmalar, hediyedir efendim.)

 

Çağırdı sahâbeyi huzûruna bu sefer.

Baktım, yedi kendi de eshâbiyle berâber.

 

Dedim ki, "İşte budur o ikinci alâmet."

Bir işâret kaldı ki, o da, "Mühr-ü Nübüvvet".

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan