|
29 - SELMÂN-I FÂRİSÎ
(Radıyallahü Anh)
BANA RABBİMİ TANIT
Dedim ki:
(Babacığım, dediğin o bağlara,
Bu sabah
çıkıp gittim, dolaşırken bir ara,
Rastladım yol
üstünde "Kilise"nin birine.
Merak edip,
hemence, girdim içerisine.
Baktım,
birçok insanlar ediyorlar ibâdet.
Onların bu
hâlleri, hoşuma gitti gâyet.
Onlar,
görmedikleri, herşeye kadir olan,
Kudretli bir
"Allah"a ediyorlarmış îmân.
Ben bunları
görünce, anladım ki, muhakkak,
Bizim dînimiz
bâtıl, onlarınki doğru, hak.)
Babam bunu
duyunca, bana dedi: (Ey oğlum!
Bu düşüncen
çok yanlış, sana doğru diyorum.
Baban ve
ecdâdının dîni daha doğrudur.
Onların
hâllerine adanma, doğru budur.)
Dedim ki: (Hayır
baba, ben öğrendim herşeyi.
O din, bizim
bu dinden, daha doğru ve iyi.
Onlar
inanıyorlar hak olan bir Allaha.
İnandım ki, o
dinden iyi din yoktur daha.)
Babam bana
çok kızıp, ayak ve ellerimden,
Bağlayıp, bir
odaya hapsetti beni hemen.
O hâlimle ben
yine, Şam'ı düşünüyordum.
Oraya gitmek
için, çâreler arıyordum.
Ve bir gün
öğrendim ki; köyümüzden tâ Şam'a,
Bir kervan
gidecekmiş, hem de o gün akşama.
Ellerimi
çözerek, gizlice kaçtım evden.
Şam'a giden
kervana katıldım gidip hemen.
Şam'a vâsıl
olunca, hıristiyân dîninin,
"En büyük
âlim"ini öğrendim hemen ilkin.
Sevinç ve
heyecânla, gidip buldum âlimi.
Huzûruna
varınca, arz eyledim hâlimi.
Dedim ki: (İzin
verin, kalayım evinizde.
Olayım gece
gündüz, sizin hizmetinizde.
Yeter ki,
öğreneyim hıristiyân dînini.
Tanıtın bir
de bana, âlemlerin Rabbini.)
O kabûl
eyleyince, hizmetine girdim tam.
Böyle onun
yanında, bir müddet ettim devâm.
Lâkin bir
müddet sonra, anladım ki ben bizzât,
O, dedikleri
gibi değilmiş iyi bir zât.
Zîrâ fakîrler
için aldığı akçeleri,
Fakîrlere
vermeyip, yığıyordu ekserî.
Bir müddet
sonra bu zât, göçtü ebediyyete.
Geldi
hıristiyânlar defin için hizmete.
Dedim ki: (Neden
buna ilgi gösterirsiniz?
Bu, hürmet
edilmeye lâyık değil, biliniz.)
Bana
inanmayınca, söyledim hakîkati.
O zaman
inandılar onlar da bana kat'î.
Geçti başka
birisi, o âlimin yerine.
Ben de geçtim
bu sefer, bu zâtın hizmetine.
|