ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

29 - SELMÂN-I FÂRİSÎ (Radıyallahü Anh)

BABASI MECÛSÎ İDİ

 

Gün geçtikçe, islâmın nûru yayılıyordu.

Resûl'ün sevgisiyle, kalpler parıldıyordu.

 

Onun hasreti ile bekleşen susamış halk,

Bir arayış içinde Medîneye koşarak,

 

Huzûr buluyorlardı görmekle Onu bir an.

Şerefleniyorlardı etmekle Ona îmân.

 

Bunlardan birisi de, "Selmân-ı Fârisî"ydi.

Bu zâtın annesi ve babası mecûsîydi.

 

Bu mübârek sahâbî, doğmuştu "İsfehan"da.

"İkiyüz elli" sene ömür sürdü dünyâda.

 

"Ehl-i beyt"ten sayılan bu büyük mübârek zât,

Hayâtını, şöylece anlatır kendi bizzât:

 

Doğdum ben İsfehan'ın "Cey" denen bir köyünde.

Ve en zengin insanı, babamdı o köyün de.

 

Bir hayli fazla idi arâzimiz, malımız.

Çoktu bundan ötürü köyde îtibârımız.

 

Ben, babamın tek oğlu idim ki, bundan sebep,

Kız gibi yetiştirdi ev içinde beni hep.

 

Kendi mecûsî olup, "Ateş"e tapınırdı.

Bu dînin îcâbını, bize de yaptırırdı.

 

Mâlik olduğu için çok bahçe ve bağlara,

Beni de bir gün alıp, götürdü oralara.

 

Dedi ki: (Ey evlâdım, gez şu bağı, bostanı.

Benden sonra senindir, mallarını gör, tanı.)

 

"Peki" deyip, giderken birgün o arâziye,

Rastladım yol üstünde olan bir "Kilise"ye.

 

İnsanlar, içeride yapıyordu ibâdet.

Böyle şeyi, ilk defâ görünce ettim hayret.

 

Zîrâ bizim dînimiz, buna benzemiyordu.

O anda kalbimde bir tereddüt hâsıl oldu.

 

Bizim ibâdetimiz, tapınmaktı "Ateş"e.

Bir türlü ermiyordu zâten aklım bu işe.

 

Görünce kilisede ibâdet edenleri,

Düşündüm ki; "Bunların, daha doğru dinleri."

 

Tarla ve bahçemizi gezmekten vazgeçerek,

Seyrettim hep onları, sabahtan akşama dek.

 

Sonra, yaşlı birine suâl ettim; (Hey, baba!

Bu dînin asıl yeri nerededir acabâ?)

 

O, (Şam'dadır) deyince, yine suâl ettim ki:

(Şam'a gitsem, beni de kabûl ederler mi ki?)

 

O zât (Evet) deyince, sordum ki ben bu sefer:

(Var mıdır sizden Şam'a gidecek bir kimseler?)

 

(Yakında olabilir) deyince bana o zât,

Çok sevindim ve lâkin ilerlemişti sâat.

 

Karanlık basmış idi, korkarak eve vardım.

Babam hemen sordu ki: (Neredesin evlâdım?

 

Vaktinde gelmeyince, kaldık hayli merakta.

Aramadığımız yer kalmadı köyde hattâ.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan