|
28 - HÂLİD BİN VELÎD
(Radıyallahü Anh)
SON SÖZLERİ
O "Hâlid
bin Velîd" ki, muzaffer bir kumandân.
Ölüm
hastalığına yakalandı bir zaman.
Silâh
arkadaşları yanındaydı hep o gün.
Kılıcını
istedi son ânında ömrünün.
Kabzasını,
şefkatle okşayıp o hâlinde,
Dedi: (Nice
kılıçlar parçalandı elimde.
Ölümümü
görecek son kılıç, işte budur.
Ve lâkin
üzüldüğüm bir husûs var ki, şudur:
Savaş
meydanlarında geçirmişken ömrünü,
Yatakta mı
olacak bu Hâlid'in ölümü?
Hiç râhat
yatağında ölen yok sahâbeden.
Hepsi şehîd
oldular, küffârla cenk ederken.
Âah
Hâlid!, Şehîdliğe kavuşamıyan Hâlid!
Ömrün
cenklerde geçti, çok kişi buna şâhid.
Vücûdumda bir
karış yer yoktur ki, orası,
Almasın ok ve
kılıç, yâhut mızrak yarası.
Yıllarca,
islâm için, savaş meydanlarında,
At koşturan
bu Hâlid, ölüyor yatağında.
Hâlbuki kılıç
elde, harp ederken küffârla,
Düşüp şehîd
olmayı isterdim ne de fazla.)
Hâtırladı o
anda meşhur "Yermük" gününü.
Daha da
mahzûnlaştı, dedi: (Âah! Yermük günü!
Kanların, bir
"Sel" gibi aktığı âh o Yermük!
Hiç
hâtırlamıyorum bir savaş, senden büyük.
Hattâ üçbin
yiğitle, yüzbin kâfire karşı,
Muzaffer
olduğumuz meşhur "Mûte" savaşı.
Ey Yermük! "Mûte"yi
de unutturdun sen bize.
O ne müthiş
gündü ki, nakşolmuş zihnimize.
O at
kişnemeleri, "Allah Allah!" sesleri,
İnsanlara dar
gelen kanlı Yermük vâdisi.
Kendimi, o
vâdide hissediyorum şu an.
Yâ Rabbî,
dirilt beni bir harp olduğu zaman.
Ben dahî
katılıp da, küffârla cenk edeyim.
Savaşın hakkı
neyse, yetişip tam vereyim.
Bu cihâda,
muhakkak sarılın ey insanlar!
Zîrâ ancak
cihâdla korunur bu topraklar.)
Sonra ricâ
etti ki: (Kaldırınız beni az!)
Kaldırdılar,
kılıca dayanıp durdu biraz.
Dedi:
(Şimdiye kadar, ben taşıdım hep seni.
Bu günden
sonra ise, sen taşı biraz beni.
Yâ Rabbî,
sanki cenkte savaşırmışcasına,
Can verip
kavuşmayı isterim şimdi sana.
Atım ve
kılıcımdan başka yoktur bir şeyim.
Rabbimin
huzûruna, böyle gitmek isterim.
Kabrimi,
kılıcımla kazınız ey insanlar!
Kılıç
şakırtısından zevk alır kahramânlar.)
Söyledi daha
sonra kelime-i şehâdet.
Yatağına
düşerek, vefât etti nihâyet.
|