ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

28 - HÂLİD BİN VELÎD (Radıyallahü Anh)

SON SÖZLERİ

 

O "Hâlid bin Velîd" ki, muzaffer bir kumandân.

Ölüm hastalığına yakalandı bir zaman.

 

Silâh arkadaşları yanındaydı hep o gün.

Kılıcını istedi son ânında ömrünün.

 

Kabzasını, şefkatle okşayıp o hâlinde,

Dedi: (Nice kılıçlar parçalandı elimde.

 

Ölümümü görecek son kılıç, işte budur.

Ve lâkin üzüldüğüm bir husûs var ki, şudur:

 

Savaş meydanlarında geçirmişken ömrünü,

Yatakta mı olacak bu Hâlid'in ölümü?

 

Hiç râhat yatağında ölen yok sahâbeden.

Hepsi şehîd oldular, küffârla cenk ederken.

 

Âah Hâlid!, Şehîdliğe kavuşamıyan Hâlid!

Ömrün cenklerde geçti, çok kişi buna şâhid.

 

Vücûdumda bir karış yer yoktur ki, orası,

Almasın ok ve kılıç, yâhut mızrak yarası.

 

Yıllarca, islâm için, savaş meydanlarında,

At koşturan bu Hâlid, ölüyor yatağında.

 

Hâlbuki kılıç elde, harp ederken küffârla,

Düşüp şehîd olmayı isterdim ne de fazla.)

 

Hâtırladı o anda meşhur "Yermük" gününü.

Daha da mahzûnlaştı, dedi: (Âah! Yermük günü!

 

Kanların, bir "Sel" gibi aktığı âh o Yermük!

Hiç hâtırlamıyorum bir savaş, senden büyük.

 

Hattâ üçbin yiğitle, yüzbin kâfire karşı,

Muzaffer olduğumuz meşhur "Mûte" savaşı.

 

Ey Yermük! "Mûte"yi de unutturdun sen bize.

O ne müthiş gündü ki, nakşolmuş zihnimize.

 

O at kişnemeleri, "Allah Allah!" sesleri,

İnsanlara dar gelen kanlı Yermük vâdisi.

 

Kendimi, o vâdide hissediyorum şu an.

Yâ Rabbî, dirilt beni bir harp olduğu zaman.

 

Ben dahî katılıp da, küffârla cenk edeyim.

Savaşın hakkı neyse, yetişip tam vereyim.

 

Bu cihâda, muhakkak sarılın ey insanlar!

Zîrâ ancak cihâdla korunur bu topraklar.)

 

Sonra ricâ etti ki: (Kaldırınız beni az!)

Kaldırdılar, kılıca dayanıp durdu biraz.

 

Dedi: (Şimdiye kadar, ben taşıdım hep seni.

Bu günden sonra ise, sen taşı biraz beni.

 

Yâ Rabbî, sanki cenkte savaşırmışcasına,

Can verip kavuşmayı isterim şimdi sana.

 

Atım ve kılıcımdan başka yoktur bir şeyim.

Rabbimin huzûruna, böyle gitmek isterim.

 

Kabrimi, kılıcımla kazınız ey insanlar!

Kılıç şakırtısından zevk alır kahramânlar.)

 

Söyledi daha sonra kelime-i şehâdet.

Yatağına düşerek, vefât etti nihâyet.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan