|
26 - ENES BİN MÂLİK
(Radıyallahü Anh)
BİR AVUÇ ALTIN
“Enes bin
Mâlik” der ki: Resûl aleyhisselâm,
Medîne’ye
gelince, yaşım "Sekiz" idi tam.
Vâlidem "Ümmü
Süleym", birgün biraz "Un" bulmuş.
Komşudan da "Süt"
alıp, ikisini yuğurmuş.
Pişirip,
sonra bana dedi ki: (Git hemence,
Babanı çağır
gelsin, yiyelim berâberce.)
“Peki” deyip,
mescide koşuverdim ânında.
Baktım, babam
oturmuş Resûl'ün tam yanında.
Ben,
Peygamberimizi görür görmez, ansızın,
Doğruca Ona
vardım elimde olmaksızın.
Dedim: (Yâ
Resûlallah, yemek yaptı vâlidem.
Sizi, yemek
yemeye çağırıyor şimdi hem.)
O Server
seslendi ki cümle cemâatine:
(Kalkın, Ümmü
Süleym’in gidelim dâvetine!)
Derhâl
Resûlullahla birlikte o topluluk,
Yürüyüp,
bizim eve az sonra vâsıl olduk.
Resûlullah
sordu ki hem babama bakarak:
(Neler
hazırladınız bize yemek olarak?)
Babam arz
eyledi ki: (Bilmiyorum vallahi.
Dünden beri
hiçbir şey yemedim kendim dahî.)
Peygamber
Efendimiz buyurdu: (İyi ama,
Zevcen
çağırmadı mı şimdi bizi taâma?)
Babam içeri
geçip, sordu bunu annemden.
Gelip,
Resûlullaha arz etti şöyle hemen:
(Hanımımın
eline, biraz un geçivermiş.
Biraz da süt
bularak, hamur edip pişirmiş.)
Babam böyle
deyince, o zaman Efendimiz,
Buyurdu: (O
yemeği yanıma getiriniz.)
Getirdik,
ellerini koydu kabın üstüne.
Sonra,
bereket için bir duâ etti yine.
Tam “Yetmiş
kişi” idi, hepsi yiyip doydular.
Yemekte bir
azalma olmadı zerre kadar.
Yine
Peygamberimiz, sahâbe-i kirâmdan,
“Enes bin
Mâlik” için duâ etti bir zaman.
Buyurdu ki:
(Yâ Rabbî, çoğalt bunun malını.
Ömrünü uzun
edip, affet günâhlarını.)
Bu duâ
sebebiyle, "Enes" hazretlerinin,
Çoğaldı malı
mülkü ve gâyet oldu zengin.
Ağaçları,
bağları, meyve verdi her sene.
Çok çocuk
ihsân etti Rabbimiz kendisine.
Ömrünün
sonlarında, “Yüz” oldu yaşı dahî.
Rabbine
yalvararak, dedi ki: (Yâ ilâhî!
Habîbinin,
hakkımda ettiği üç duâdan,
İkisi kabûl
oldu, hamdolsun sana her an.
Geriye
üçüncüsü, son duâ kaldı ancak.
Yâni
günâhlarımın affı nasıl olacak?)
O esnâda,
gâibden duyuldu şöyle bir ses:
(Onu da kabûl
ettik, sen üzülme yâ Enes!)
|