|
26 - ENES BİN MÂLİK
(Radıyallahü Anh)
ON SENE HİZMET ETTİM
Eshâbının
yanına gelse idi o Server,
Ayağa
kalkmazlardı oturan sahâbîler.
Zîrâ
bilirlerdi ki, böyle değil murâdı.
Onu üzmemek
için böyle davranırlardı.
Aslâ sert
söylemezdi, O, hizmetçilerine.
Hattâ yardım
ederdi onların işlerine.
Bu bâbta
şöyle der ki “Enes bin Mâlik” dahî:
(On sene
hizmet ettim Resûl'e bizâtihî.
Lâkin bu on
senede, hizmeti Onun bana,
Benim Ona
yaptığım hizmetten çoktur daha.
Yine bu on
senede, bana hiç incindiği,
Aslâ vâki
olmadı sert bir şey söylediği.)
Her sabah
namâzını kıldırıp bitirince,
Nûr yüzünü
eshâba döndürerek hemence,
Onlara
sorardı ki: (Hasta bir kardeşimiz,
Varsa,
ziyâretine gidelim bir kaçımız.
Ve yine
cenâzesi var ise bir kişinin,
Yardımına
gidelim o din kardeşimizin.
Aranızda bu
gece, var ise rüyâ gören,
Anlatsın,
tâbirini yapalım onun hemen.)
Çocuk ve
yaşlılara latîfe yapıyordu.
Ve böylece
onların gönlünü alıyordu.
Yine "Enes
bin Mâlik" anlatır ki: Bir kere,
Ganîmet
dağıtırdı o Server gâzilere.
O sırada bir
köylü, arkasından gelerek,
Yakasına
yapışıp, kuvvetlice çekerek,
Dedi: “Yüklet
şu benim deveme dahî ondan.
Nasılsa
vermiyorsun kendi şahsî malından.”
Peygamber
Efendimiz, sükût etti ilk önce,
Sonra da ona
dönüp, suâl etti şöylece:
(Senin şu
hareketin, ne çirkindir ve kaba.
Sana,
karşılığında ne yaparım acabâ?)
Köylü, boyun
bükerek dedi ki: (Af edersin.
Çünkü sen,
kötülüğe, hep iyilik edersin.)
O Server
gülümseyip, buyurdu ki eshâba:
(Ganîmetten
buna da verin hurma ve arpa.)
Yine "Enes
bin Mâlik" naklediyor ki bizzât:
Ensârdan
genç birisi, eyledi bir gün vefât.
Çok yaşlı bir
annesi kalmış idi geriye.
Gitti
kadıncağızı etmek için tâziye.
Oğlunun
cenâzesi, yanında duruyordu.
Kadın,
üzüntüsünden devamlı ağlıyordu.
Yâni çok
dertli idi kadıncağız o anda.
Ellerini
açarak, bulundu şu duâda:
Dedi ki:
(Yâ ilâhî, Habîbin hürmetine,
Vefât eden
oğlumu, geri ver bana yine.)
O anda,
delikanlı açtı hemen gözünü.
Dirilip,
bizim ile yemek yedi o günü.
|