ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - ENES BİN MÂLİK (Radıyallahü Anh)

ON SENE HİZMET ETTİM

 

Eshâbının yanına gelse idi o Server,

Ayağa kalkmazlardı oturan sahâbîler.

 

Zîrâ bilirlerdi ki, böyle değil murâdı.

Onu üzmemek için böyle davranırlardı.

 

Aslâ sert söylemezdi, O, hizmetçilerine.

Hattâ yardım ederdi onların işlerine.

 

Bu bâbta şöyle der ki “Enes bin Mâlik” dahî:

(On sene hizmet ettim Resûl'e bizâtihî.

 

Lâkin bu on senede, hizmeti Onun bana,

Benim Ona yaptığım hizmetten çoktur daha.

 

Yine bu on senede, bana hiç incindiği,

Aslâ vâki olmadı sert bir şey söylediği.)

 

Her sabah namâzını kıldırıp bitirince,

Nûr yüzünü eshâba döndürerek hemence,

 

Onlara sorardı ki: (Hasta bir kardeşimiz,

Varsa, ziyâretine gidelim bir kaçımız.

 

Ve yine cenâzesi var ise bir kişinin,

Yardımına gidelim o din kardeşimizin.

 

Aranızda bu gece, var ise rüyâ gören,

Anlatsın, tâbirini yapalım onun hemen.)

 

Çocuk ve yaşlılara latîfe yapıyordu.

Ve böylece onların gönlünü alıyordu.

 

Yine "Enes bin Mâlik" anlatır ki: Bir kere,

Ganîmet dağıtırdı o Server gâzilere.

 

O sırada bir köylü, arkasından gelerek,

Yakasına yapışıp, kuvvetlice çekerek,

 

Dedi: “Yüklet şu benim deveme dahî ondan.

Nasılsa vermiyorsun kendi şahsî malından.”

 

Peygamber Efendimiz, sükût etti ilk önce,

Sonra da ona dönüp, suâl etti şöylece:

 

(Senin şu hareketin, ne çirkindir ve kaba.

Sana, karşılığında ne yaparım acabâ?)

 

Köylü, boyun bükerek dedi ki: (Af edersin.

Çünkü sen, kötülüğe, hep iyilik edersin.)

 

O Server gülümseyip, buyurdu ki eshâba:

(Ganîmetten buna da verin hurma ve arpa.)

 

Yine "Enes bin Mâlik" naklediyor ki bizzât:

Ensârdan genç birisi, eyledi bir gün vefât.

 

Çok yaşlı bir annesi kalmış idi geriye.

Gitti kadıncağızı etmek için tâziye.

 

Oğlunun cenâzesi, yanında duruyordu.

Kadın, üzüntüsünden devamlı ağlıyordu.

 

Yâni çok dertli idi kadıncağız o anda.

Ellerini açarak, bulundu şu duâda:

 

Dedi ki: (Yâ ilâhî, Habîbin hürmetine,

Vefât eden oğlumu, geri ver bana yine.)

 

O anda, delikanlı açtı hemen gözünü.

Dirilip, bizim ile yemek yedi o günü.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan