ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

25 - EBÛ EYYÛB-İ ENSÂRÎ (Radıyallahü Anh)

İSTANBUL’UN MÂNEVÎ FÂTİHİ

 

O hazret-i Hâlid ki, “Mihmândâr”dı Resûle.

Çok yüksek dereceye vardı bu hizmetiyle.

 

Bedir, Uhud ve sâir herbirinde harplerin,

Önünde savaşmıştı, Hazret-i Peygamberin.

 

Gâyetle “Cömert” olup, her ne geçse eline,

Dağıtırdı hepsini şehrin fakîrlerine.

 

Allahın Sevgilisi, göçünce bu dünyâdan,

Herkes gibi ona da, bu dünyâ oldu zindan.

 

Nihâyet İstanbul’u fethetmek gâyesiyle,

Hazırlanan orduya katıldı bin zevk ile.

 

Resûl'ün, fetih için verdiği o müjdeyi,

Kalbinin derûnunda saklıyordu sır gibi.

 

Bu sefere katılmak, tek arzusuydu onun.

Yaşlı hâline rağmen, içindeydi ordunun.

 

Gelip bu ordu ile İstanbul önlerine,

Bir “Delikanlı” gibi savaştı o da yine.

 

O, ihlâs ve aşk ile küffâra saldırırken,

Hastalanıp, yatağa düşüverdi âniden.

 

Yine hasta hâliyle, harbi tâkib ederek,

İsterdi iyileşip, savaşa devâm etmek.

 

Velâkin anlayınca eceli geldiğini,

Hemen yakınlarına, yaptı vasiyyetini.

 

Buyurdu ki: (Sonuna geldi bu fânî ömrüm,

Öyle anlıyorum ki, ben bu yerde ölürüm.

 

Her nerede ölürsem, defnetmeyin o yere.

Beni, mümkün mertebe iletin içerlere.

 

Ordunun ulaştığı en ileri noktaya,

Götürüp, cenâzemi defnediniz oraya.)

 

Sonra teslîm eyledi o mübârek rûhunu.

Ordunun en önüne defnetti eshâb onu.

 

İstanbul’un "mânevî fâtihi"dir ki bu zât,

Bu şehri, asırlarca nûrlandırmıştır bizzât.

 

Vaktâ ki "Fâtih Sultân", İstanbul’u, ilerde,

Allahın yardımıyla fethettiği günlerde,

 

"Akşemseddin"e gelip, dâhil oldu huzûra.

Dedi: (Hâlid bin Zeyd’in yakındır kabri sûr’a.

 

Fetih için çarpışıp, şehîd olmuş o zaman.

İsterim, kabir yeri bulunup olsun ayân.)

 

O dahî, şu andaki kabrin olduğu yeri,

Gösterip, buyurdu ki: (Sultânım, geceleri,

 

Şu semtte, bir noktaya nûr iner, keşfederim.

O mübâreğin kabri, ordadır zannederim.)

 

Geldiler şu andaki türbenin mahâlline.

Bir müddet murâkabe eyliyerek Rabbine,

 

Bir "Nokta”yı gösterip, dedi: (Kazın bu yeri.

Görürsünüz altında yazılı bir mermeri.)

 

İşâret ettiği yer, kazıldı derhâl o gün.

Bulundu nûrlu kabri, “Mihmândâr-ı Resûl”ün.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan