|
25 - EBÛ EYYÛB-İ ENSÂRÎ
(Radıyallahü Anh)
SİZ YUKARI BUYURUN
O Server,
Medîneye teşrîf ettiklerinde,
Kaldılar “Hâlid
bin Zeyd Ensârî”nin evinde.
Eve teşrîf
edince o Hüdânın Habîbi,
Bir neş'eye
gark oldu bu tâlihli sahâbî.
Artık o,
geceleri kılıcını alarak,
Muhâfızlık
yapardı, etrâfı kollıyarak.
İki katlı bir
evdi onların hâneleri.
“Alt kat”ı
tercîh etti Allahın Peygamberi.
Lâkin
"Hazret-i Hâlid" değildi hiç müsterîh.
Ki,
“Niçin Resûlullah alt katı etti tercîh?”
En son
dayanamayıp, geldi huzûrlarına.
Dedi ki:
(Anam babam fedâ olsun yoluna.
Sizin aşağı
katta ikâmet etmenize,
Gönlümüz râzı
değil, ağır gelir bu bize.
Ne olur, bir
üst kata siz teşrîf buyurunuz.
Biz aşağı
inelim, böyle râhat oluruz.)
Buyurdu ki: (Yâ
Hâlid, bundan olma muzdarip.
Bizim altta
olmamız, daha uygun, münâsip.
Zîrâ
ziyâretçiler gelir beni görmeye.
Burası daha
uygun, onlarla görüşmeye.)
Hazret-i
Hâlid der ki: (Peygamber Efendimiz,
Böyle arzu
edince, râzı olduk buna biz.
Üst katta,
yürürdük ki gâyet yavaş olarak,
Bu yüzden
dökülmesin aşağı toz ve toprak.
Ve yine Ebû
Eyyûb anlatır ki: (Bir kere,
Yemek
götürmüş idim hazret-i Peygambere.
“İki
kişilik” idi götürdüğüm o yemek.
Zîrâ "Resûlullah"la
"Ebû Bekir" vardı tek.
Bana
buyurdular ki: “Haber ver sahâbeye.
Ensârdan,
otuz kişi gelsin yemek yemeye.”
Ben şöyle
düşünerek, durakladım o ara:
“Getirdiğim
bu yemek, yeter mi ki onlara?”
Düşüncemi
anlayıp, buyurdu ki: “Yâ Hâlid!
Ensârdan
otuz kişi dâvet eyle, haydi git.”
“Peki yâ
Resûlallah!” diyerek o Server'e,
Gittim ve
otuz kişi dâvet ettim yemeğe.
Onar onar
oturup, bol bol yiyip doydular.
Yemekte bir
azalma olmadı zerre kadar.
Sonra
buyurdular ki: “Yâ Hâlid, git de yine,
Altmış kişi
dâvet et yemek ziyâfetine.”
Çağırdım,
hepsi gelip yediler o yemeği.
O altmış
kişinin de doydular hepsi iyi.
Sonra, üçüncü
defâ buyurdu ki o Server:
“Yâ Hâlid,
doksan kişi dâvet eyle bu sefer.”
Dâvet ettim,
geldiler, yediler o yemekten.
O doksan
kişinin de doydular hepsi hemen.
Misâfirler
gidince, yemeye ettim nazar.
Gördüm ki,
bir azalma olmamış zerre kadar.)
|