|
25 - EBÛ EYYÛB-İ ENSÂRÎ
(Radıyallahü Anh)
GELİYORLAR! GELİYORLAR!
Allahın
Sevgilisi, düşmanların şerrinden,
Hicret
maksadı ile çıktı Mekke şehrinden.
Medîneli
mü’minler, duyunca bu haberi,
Sevinçle
beklediler "Sevgili Peygamber"i.
Zîrâ
ziyâdesiyle özlemişlerdi Onu.
Büyük bir
heyecânla beklediler yolunu.
Gözcüler
koydular ki geleceği yollara,
Teşrîfini,
ânında haber versin onlara.
Büyük
sabırsızlıkla beklerken böyle onlar,
Âniden “Geliyorlaaar!”
diye bir ses duydular.
O noktaya,
dikkatle baktığında her biri,
Gördüler "Sıddîk"
ile "hazret-i Peygamber"i.
“Resûlullah
göründü, işte geliyor!” diye,
Büyük müjde,
bir anda yayıldı Medîneye.
Dediler: (Müjde,
müjde, Resûlullah geliyor.
Sevinin ey
insanlar, Habîbullah geliyor.
İşte, teşrîf
ediyor sebeb-i necâtımız.
Sevinin,
bayram yapın, geliyor baş tâcımız.)
Kadın erkek,
yaşlı genç, sevindiler, coştular.
Karşılamak
üzere Ona doğru koştular.
O gün “Tekbîr”
sesleri çıkıyordu göklere.
Ve sevinç
gözyaşları akıyordu yerlere.
Benzeri
görülmemiş “Bayram” yaşanıyordu.
Herkes, hep
bir ağızdan şunları söylüyordu:
“Seniyyetül
vedâ’dan, "Ay" doğdu üstümüze.
Bu, ne büyük
bir devlet, hamd olsun Rabbimize.
Hoş geldin
şehrimize ey Allahın Habîbi!
Bize, daha
sevinçli gün olmaz bunun gibi.)
O anda
müslümânlar, merak ederdi ki hep,
“Resûl, kimin
evine teşrîf eder ki acep?”
“Kusvâ”nın
yularından tutarak birçokları,
Kendi
hânelerine çağırırdı onları.
Resûlullah,
bakarak onların ahvâline,
Buyurdu ki: (Deveyi
koyun kendi hâline.
Açın onun
yolunu, zîrâ devem memurdur.
Emrolunduğu
yere gelince, kendi durur.)
Bıraktılar,
hepsini bir merak sardı ancak.
Ki, “Deve,
hangi evin kapısında duracak?”
Deve, "Ebû
Eyyûb"un evi önüne kadar,
Yürüyüp, tam
o eve gelince kıldı karar.
Hemen "Hâlid
ibni Zeyd Ebû Eyyûb Ensârî",
Sevinç ve
heyecânla koşuverdi ileri.
Allahın
Resûlü'nün huzûruna gelerek,
Evini, eli
ile Resûle göstererek,
Dedi ki: (İşte
evim, işte şu da kapısı.
Buyur yâ
Resûlallah, hazırdır her odası.)
Resûle
mihmandârlık, ne seâdet, ne nîmet.
O gün "Ebâ
Eyyûb"e nasîb oldu bu devlet.
|