ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - EBÛ DÜCÂNE (Radıyallahü Anh)

KARA OLSUN YÜZLERİ!

 

"Uhud"da, müşriklerden "Âsım bin ebî Avf" da,

Harbe teşvîk ederdi küffârı bir tarafta.

 

Derdi: (Ey Kureyşliler, biraz daha dayanın.

Muhammed’le savaştan, sakın geri durmayın.

 

Aslâ kurtulmamalı Muhammed bu savaşta.

Eğer O kurtulursa, ben öleyim en başta.)

 

Kâfirleri, Resûle düşmanlığından sebep,

Öldürmeleri için teşvîk ediyordu hep.

 

Duydu "Ebû Dücâne" kâfirden bu sözleri.

Fırlayıp buldu hemen, ânında bu kâfiri.

 

Bir kılıç darbesiyle başını kesti hemen.

Cehenneme gönderdi canını ebediyyen.

 

"Mâbed" adlı bir kâfir, almak için hıncını,

Arkadan, var gücüyle salladı kılıcını.

 

Lâkin "Ebû Dücâne", sezerek bunu hemen,

Yere çöküp kurtuldu, öldürücü darbeden.

 

Sonra kalktı o yerden, gâyet serî olarak.

Öldürdü o kâfiri, bir kılıç savurarak.

 

Kureyş kâfirlerinin gâyeleri bir tekti.

O da, bir fırsat bulup "Resûl'ü öldürmek"ti.

 

Ve lâkin mücâhidler, etrâfında Resûl'ün,

Bir pervâne misâli dönüyorlardı o gün.

 

Onun kılına bile zarar gelmesin diye,

Can fedâ ederlerdi her biri o Server'e.

 

Müşrikler, gurup gurup hücûm ediyorlardı.

Lâkin Resûlullaha ulaşamıyorlardı.

 

"Bedir"de de, o Resûl, bir avuç kum alarak,

Onları, kâfirlerin üstüne savurarak,

 

Buyurdu ki: (Yüzleri kara olsun küffârın!

Kalplerine korku sal yâ Rabbî sen onların.)

 

Sonra eshâba dönüp, verdi bir “Hücûm!” emri.

Şanlı eshâb, bir anda atıldılar ileri.

 

Tekbîr” sedâlarıyla oklar fırlatılmaya,

Taşlar, sonra mızraklar başladı atılmaya.

 

O gün "Hazret-i Hamza", iki kılıç alarak,

Çarpışırdı, küffârı birbirine katarak.

 

"Hazret-i Ömer" ile "Allah arslanı Alî",

Vuruşurlardı o gün, birer arslan misâli.

 

"Sa’d bin ebî Vakkâs" bir de "Zübeyr bin Avvâm",

Kâfirleri şaşkına döndürüyorlardı tam.

 

"Abdullah bin Cahş" ile hem de "Ebû Dücâne",

Savaşıyorlar idi kavî ve çevîkâne.

 

Her sahâbî, geçilmez birer kale olmuştu.

Ve "Tekbîr" sedâları âlemi doldurmuştu.

 

Allahü teâlânın varlığı ve birliği,

Kâfirlerin beynine, inerdi "balyoz" gibi.

 

Resûlullah (Yâ Hayyü yâ Kayyûm!) diyerekten,

Allahü teâlâya yalvarırdı yürekten.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan