|
23 - AMR BİN CEMUH
ENSÂRÎ
(Radıyallahü Anh)
SİZ BİRAZ GERİ DURUN!
Sahâbe-i
kirâmdan “Amr bin Cemûh Ensârî”,
Vardı ki,
sakat idi ayaklarından biri.
Buna rağmen
bakmayıp bu özürlü hâline,
Dört oğluyla
giderdi her gazâya o yine.
“Uhud”a
gitmeyi de çok istedi o zaman.
Men etti
oğulları, onu işbu gazâdan.
Dediler ki:
(Sakatsın, sen gelme, otur evde.
Dördümüz
savaşırız biz senin yerine de.)
Dedi ki: (Cenk
etsin de o Allahın Habîbi,
Olur mu
oturayım ben evde kadın gibi?)
Ordu
gittikten sonra, hemen kalktı yerinden.
Hanımına,
"Elvedâ!" deyip çıktı evinden.
Ve duâ eyledi
ki yüksek sesle, âşikâr:
(Yâ ilâhî,
evime döndürme beni tekrar!)
yetişip, bir
şevk ile girdi cenk meydanına.
(Siz biraz
geri durun!) dedi oğullarına.
O sakat hâli
ile, cenk edip, en nihâyet,
Nasîb oldu
ona da, özlediği şehâdet.
Dört oğlundan
biri de, şehîd oldu peşinden.
İşitti bu
haberi hanımı Medîneden.
Devesine
binerek, düştü "Uhud" yoluna.
Rastladı
yerde yatan helâliyle oğluna.
Her ikisini
alıp, deveye bindirerek,
Medînenin
yolunu tuttu kederlenerek.
Hazret-i
Âişe’ye rastladı yolda bir an.
Sordu ona
Âişe: (Ne haber var Uhud’dan?)
Dedi:
(Elhamdülillah, sağdır Peygamberimiz.
Ondan gayri
ne belâ gelse de dert etmeyiz.)
Sordu yine
Âişe: (Bu cesetler kimindir?)
Dedi ki:
(Biri oğlum, biri de helâlimdir.)
O sırada
devesi, diz üstü çöktü birden.
Çok uğraştı
ise de, kaldıramadı yerden.
Dedi ki:
(Bundan fazla yük vururdum buna ben.
Hiç böyle
yapmamıştı, çok garip hakîkaten.)
Kaldırıp
tevcîh etti Medîne cihetine.
Lâkin deve
gitmeyip, oturdu yere yine.
Bir de "Uhud"
yönüne deveyi sürdü bir an.
Bu sefer
direnmeyip, sür'atle gitti hayvan.
Kadın, şaşkın
bir hâlde Uhud’a döndü yine.
Gelip arz
ettiğinde Allahın Habîbine,
Buyurdu ki: (Helâlin,
evinden ayrılırken,
Bir şey
söylemiş miydi bu gazâya gelirken?)
Arz eyledi
ki: (Evet, demişti ki: “İlâhî!
Cenkten
sonra, evime döndürme beni geri.”)
Buyurdu: (Bunun
için gitmedi deven senin.
Cennette
arkadaştır oğlun ile helâlin.)
|