|
22 - DIHYE-İ KELBÎ
(Radıyallahü Anh)
ÎMÂNDAN MAHRÛM OLDU
Herakliüs,
“Hazret-i Dıhye”ye sonra hemen.
Dedi ki:
(Peygamberdir seni bana gönderen.
Lâkin îmân
edersem, öldürür Rumlar beni.
Şimdi ben bir
kimseye göndereyim ki seni,
İsmi “Degâtır”
olup, çok ilim sâhibidir.
Cümle
hıristiyânlar, o âlime tâbidir.
O, senin
dâvetinle olur ise müslümân,
Ben dahî
îmânımı açıklarım o zaman.)
"Hazret-i
Dıhye" dahî arayıp buldu onu.
Okudu
kendisine Resûl'ün mektûbunu.
“Degâtır”,
o mektûbu dikkatle dinleyince,
Ona, bütün
kalbiyle îmân etti hemence.
Dedi ki: (Ey
kardeşim, o seni gönderen zât,
Allahın
Resûlü'dür, inandım ben de bizzât.)
Siyah
elbiseleri çıkarıp üzerinden,
Yerine, beyaz
renkli elbise giydi hemen.
Daha sonra,
eline asâsını alarak,
Yöneldi
kiliseye, îmân etmiş olarak.
O an
kalabalıktı kilise de bir hayli.
Onlara hitâb
edip, dedi ki: (Ey ahâli!
Mühim bir
haberim var, dinleyin beni lütfen.
Bir mektup
geldi bize Muhammedül emîn’den.
Bizi dâvet
ediyor Allahın birliğine.
Şahsen ben
îmân ettim Onun nübüvvetine.)
O böyle
söyleyince, bilcümle îsevîler,
Hücûm edip,
döverek onu şehîd ettiler.
"Hazret-i
Dıhye" dahî gördü bu olan şeyi.
Dönüp "Herakliüs"e
nakletti hâdiseyi.
Herakliüs
dedi ki: (Demedim mi ben sana,
Onları ben
deseydim, uğrardım aynısına.)
Denedi kendi
dahî bu işi en nihâyet.
Bilcümle
âlimleri yanına etti dâvet.
Kapıları
kapatıp, dedi ki âlimlere:
(Dinleyin,
çok mühim bir haberim var sizlere.
Âhir zaman
Nebîsi, Muhammedül emînden,
Bana bir
mektup geldi, okuyordum teminden.
Bizi dâvet
ediyor mektûbunda dînine.
Ben şahsen
îmân ettim Onun nübüvvetine.)
Duyunca bu
sözleri hıristiyânlar ondan,
Başlarını
çevirip, ayrıldılar oradan.
Gördü ki
katılmadı hiçbiri kendisine.
Onları,
huzûruna çağırdı tekrar yine.
Dedi ki: (Ben
sizleri imtihân etmiş idim.
Dinde sâbit
misiniz, öğrenmek istemiştim.
Şu anda
öğrendim ki, kuvvetliymiş dîniniz.
Çok teşekkür
ederim, beni memnun ettiniz.)
Böylece mâruz
kaldı sonsuz bir felâkete.
Tercîh etti
dünyâyı, ebedî seâdete.
|