ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - DIHYE-İ KELBÎ (Radıyallahü Anh)

DIHYE ZANNETTİLER

 

Bu zât, ticâret için giderdi seferlere.

Her dönüşte, muhakkak uğrardı o "Server"e.

 

Kıymetli hediyeler ile hem geliyordu.

Zîrâ "Resûlullah"ı pek fazla seviyordu.

 

"Hasan" ve "Hüseyin"i dahî çok sevdiğinden,

Bu bâbta onları da unutmazdı kat'iyyen.

 

Cebrâil, her ne zaman gelseydi Peygambere,

Dıhye”nin sûretinde gelirdi çoğu kere.

 

Yine onun şeklinde "Cibrîl-i emîn" bir gün,

Gelmiş, oturuyordu huzûrunda Resûl'ün.

 

Henüz küçük idiler "Hasan" ve "Hüseyin" de.

O gün oynuyorlardı mescidin bir yerinde.

 

Lâkin onlar, birazdan Cebrâil-i emîni,

Görünce, zannettiler “Dıhye”nin geldiğini.

 

Buna çok sevinerek, son verdiler oyuna.

Ve koşup oturdular "Cibrîl"in kucağına.

 

Acabâ ne hediye getirdi?” diye onlar,

Ellerini, Cibrîl’in cebine uzattılar.

 

Zîrâ görürlerdi ki önceden hep “Dıhye”yi,

Cebinden çıkararak, verirdi hediyeyi.

 

Ve lâkin mahcûb oldu Cebrâil, Peygambere,

Zîrâ getirmemişti onlara bir hediye.

 

Mahzûn etmemek için "Hasan" ve "Hüseyin"i,

Oracıktan, Cennete uzattı bir elini.

 

Bir salkım "Üzüm" alıp, verdi onu birine.

Sonra bir "Nar" koparıp, uzattı diğerine.

 

İşleri görülünce, o mübârek çocuklar,

Kalkıp, neş'e içinde yerlerine koştular.

 

Hasan “Üzüm” almıştı, Hüseyin ise “Nar”ı.

Lâkin henüz yemeden onlar bu meyvaları,

 

Mescidin kapısında göründü bir ihtiyar.

Hâlinden, fakîrliği belli idi âşikâr.

 

Onlara seslendi ki: (Ben fakîr ve muhtâcım.

Günlerdir bir lokmacık yemedim, hayli açım.

 

Yürüyecek gücüm yok açlığımın yüzünden.

Bana dahî veriniz o nar ile üzümden.)

 

Yüksek yaratılışlı o pırlanta çocuklar,

Bir anda, yerlerinden ok gibi fırladılar.

 

Meyveleri fakîre vereceklerdi ki tam,

Îkâz etti onları Cibrîl aleyhisselâm:

 

(Vermeyin sakın ona, o üzümle o narı.

Siz fakîr zannettiniz zîrâ o ihtiyarı.

 

Hâlbuki o "Şeytân"dır, girmiş insan şekline.

Sizleri, hîle ile acındırdı kendine.

 

O, kavuşmak istiyor o "Üzüm"le, o "Nar"a.

Lâkin Cennet meyvası haramdır şeytânlara.)

 

Çocuklar, bu îkâzla vermeyip döndü geri.

"Şeytân" dahî bir anda terk eyledi o yeri.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan