ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

21 - CÂFER-İ TAYYÂR (Radıyallahü Anh)

O, ALLAHIN RESÛLÜDÜR

 

Câfer” hazretlerini dinleyince Necâşî,

Daha açık olarak idrâk etti bu işi.

 

Dedi ki: (Sen Allahın gönderdiği bir âyet,

Biliyorsan, bana da eyle onu tilâvet.)

 

Ona, hazret-i Câfer “Peki” deyip cevâben,

Başladı okumaya “Ankebût” sûresinden.

 

"Necâşî", dinleyince başladı ağlamaya.

Ve hattâ gözlerinden başladı yaş akmaya.

 

Dedi: (Bu kelimeler, ne güzel, ne doğrudur.

Ve bu, aynı kaynaktan fışkıran tek bir nûr'dur.

 

Hazret-i Îsâ ile Mûsâ’ya da, muhakkak,

Aynı bu kelâmlardan gönderde cenâb-ı Hak.)

 

Sonra o elçilere dönerek dedi ki: (Siz,

Nasıl geldiniz ise, aynen geri gidiniz.

 

Vallahi ben bunları size teslîm edemem.

Haklarında bir zerre kötülük düşünemem.)

 

Necâşî'nin yanından çıktılar o elçiler.

Ertesi gün, tekrardan izin alıp girdiler.

 

Dalkavukluk ederek, dediler: (Ey hükümdâr!

Onlar, Îsâ hakkında çok kötü söylüyorlar.

 

Onları, huzûruna tekrardan çağırarak,

Ne düşündüklerini öğreniver sorarak.)

 

Mü’minler, huzûruna girince Necâşî’nin,

Sordu: (Siz ne dersiniz Hazret-i Îsâ için?)

 

Câfer bin ebî Tâlip, dedi: (Peygamberimiz,

Bize nasıl dediyse, aynısını söyleriz.

 

O, Allahın kulu ve Resûlü'dür elbette.

Bunu, Allah böylece bildiriyor âyette.)

 

Necâşî bu cevâbı beğenip, kabûl edip,

Hemen yerden eline, bir "Çöp" aldı eğilip.

 

Dedi: (Ben şimdi size söylerim ki Vallahi,

Aynen böyle söylüyor "Hazret-i Îsâ" dahî.

 

Îsâ Nebî’nin sözü, aynıdır sizinkiyle.

Arada, şu "Çöp" kadar ayrılık yoktur bile.

 

Sizleri ve yanından geldiğiniz o zâtı,

Tebrîk ederim ki O, söylüyor hakîkati.

 

İnandım ki o kişi, Resûlü'dür Allahın.

"İncîl"de de yazılı geleceği o zâtın.

 

Vallahi buralarda olsaydı eğer o zât,

Gidip, ayaklarını yıkardım Onun bizzât.

 

Gidiniz, şu ülkemin el değmemiş yerinde,

Yaşayınız huzûr ve bir emniyet içinde.

 

Verseler dağlar kadar bana altın ve para,

Yine sizden birini, uğratmam bir zarara.)

 

Kureyş elçilerinden gelen hediyeleri,

(İhtiyâcım yok) deyip, hepsini verdi geri.

 

Elçiler, me'yûs hâlde melikin huzûrundan,

Elleri boş olarak ayrıldılar o zaman.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan