|
21 - CÂFER-İ TAYYÂR
(Radıyallahü Anh)
BİZE İŞKENCE ETTİLER
"Amr bin
Âs", Necâşî’ye arz etti ki: (Ey melik!
Onlar ve biz,
bir dinde ve bir mezheb’te idik.
Lâkin terk
eylediler dînimizi hep onlar.
Muhammed’in
dînine gidip tâbi oldular.)
Melik dedi: (Ey
Câfer, sizler, bulunduğunuz,
Dîni niçin
terk edip, başkasına uydunuz?
Benim dînimde
dahî olmadığınız belli.
Peki, bu
dîninizin nedir aslı, temeli?)
Câfer bin ebî
Tâlip, arz etti ki: (Ey melik!
Biz daha
önceleri, câhil bir millet idik.
Puta tapar ve
yerdik ölmüş hayvan etleri.
Ve işlerdik
mâlesef türlü rezâletleri.
Kuvvetliler,
dâimâ zayıfları ezerdik.
Merhamet
nedir bilmez, güçsüze zulmederdik.
Akrabâlarımızla kesmiş idik ilgiyi.
Komşularımıza
da davranmazdık pek iyi.
Allah, bize “Peygamber”
gönderinceye kadar,
Bu kötü
vaziyette kaldık hep aynı karar.
Bize “Resûl”
gönderdi Hak teâlâ nihâyet.
Allahın
birliğine, O etti bizi dâvet.
Dedi: “Babadan
görme taptığınız putların,
Size, mahşer
yerinde faydası olmaz yârın.
Onlara
ibâdeti bırakın ki muhakkak,
Zîrâ onlar,
değildir ibâdete müstehak.
Aslâ el
uzatmayın yetîmlerin malına.
Ve iftirâ
atmayın iffetli bir kadına.
Allahü
teâlâya, koşmadan eş ve ortak,
Ona ibâdet
yapın, hâlisâne olarak.”
Biz de, Ona
kalp ile inandık, îmân ettik.
Her ne
emretti ise, tam yerine getirdik.
Ve o Resûl,
her neyi kıldıysa yasak, haram,
Îmân edip,
hepsinden ictinâb eyledik tam.
Bu sebepten,
kavmimiz bize düşman oldular.
Ve bizi,
dînimizden dönmeye zorladılar.
Puta
taptırmak için yaptılar çok eziyet.
Ve bize
eylediler işkence, türlü mihnet.
Bizi
sıkıştırdıkça sıkıştırdılar daha.
Aslâ
göstermediler az bile müsâmaha.
Bizimle
dînimizin arasına girdiler.
Ve bizi,
dînimizden ayırmak istediler.
Biz dahî, bu
sebeple yurdumuzu terk ettik.
O Resûl'ün
izniyle, senin yanına geldik.
Ey melik,
şimdi bizim şöyledir ki zannımız,
Sizin bu
yurdunuzda bir zulme uğramayız.
Selâm verme
işine gelince de, ey melik!
Resûl'ün
selâmiyle biz sana selâm verdik.
Biz,
birbirimize de veririz böyle selâm.
Bize böyle
öğretti Resûl aleyhisselâm.)
|