|
21 - CÂFER-İ TAYYÂR
(Radıyallahü Anh)
ÖNCE HEDİYE VERİN!
Eshâbın,
ilk "Habeş"e giden muhâcirleri,
Bir gün
işittiler ki şu asılsız haberi:
Güyâ "Müslümânlarla
müşrikler barışmışlar.
Hattâ
aralarında bir anlaşma yapmışlar".
Müsâde
istiyerek hükümdâr "Necâşî"den,
Tekrar Mekke
yurduna geldiler hepsi birden.
Lâkin
öğrendiler ki Mekkede, o gelenler,
"Yanlış"
ve "Asılsız"mış duydukları o haber.
Vaktâ
ki o mü'minler dönünce evlerine,
Müşrikler,
işkenceye başladılar hep yine.
Hattâ
zulümlerini gittikçe arttırdılar.
Mü’minler
çok az olup, pek çâresiz kaldılar.
Bir gün
hazret-i Osmân, Allahın Resûlü'ne,
Dedi:
(Gittiğimizde bizler Habeş mülküne,
İyi ticâret
yeri gördük o memleketi.
Çok kazanç
hâsıl eder, bir aylık ticâreti.
Rabbimiz
hicret yeri tâyin edene kadar,
Müslümânlar,
orada bir müddet kılsa karar.
Böylece
kurtulurlar cefâsından Kureyş’in.
Bize çok
lütfu oldu hükümdâr Necâşî’nin.)
Buyurdu: (Tekrar
gidin Habeşistân iline.
Ki, mahfûz
olasınız Allahın ismi ile.)
Dedi: (Yâ
Resûlallah, Habeşistân’ın halkı,
İyi olup,
kolayca teslîm ederler hakkı.
Teşrîf
buyurursanız siz de Habeş iline,
Seve seve
girerler onlar islâm dînine.)
Peygamber
Efendimiz, buyurdu ki cevâben:
(Huzûr ile
râhata memur edilmedim ben.
Hicret için,
Rabbimden şimdi emir beklerim.
Nasıl
emrolunursa, öyle amel ederim.)
Velhâsıl
Peygamberin müsâde ve izniyle,
Yola çıktı,
tam yüzbir kişilik bir kâfile.
“Câfer bin
ebî Tâlip”, kâfilenin başına,
Emîr olup,
vardılar tekrar Habeşistân’a.
Müşrikler,
olur olmaz bu durumdan haberdâr,
Hemen
aralarında bir toplantı yaptılar.
Dediler: (Gitti
onlar Habeşistân mülküne.
Bir elçi
gönderelim bu yerin melikine.)
Bu işe, “Abdullah”la,
“Amr bin Âs”ı seçerek,
Vazîfelendirdiler şöyle tembîh ederek.
Dediler ki:
(Siz şimdi gidince Necâşî'ye,
Hediye
dağıtmakla başlayın önce işe.
Melikle
konuşmadan velâkin siz evvelâ,
Görüşün, önce
din ve devlet adamlarıyla.
Bir de
müslümânların, Necâşî ile bizzât,
Gidip
görüşmesine vermeyin sakın fırsat.
Çünkü
görüşürlerse mü’minlerle Necâşî,
Hakîkati
anlayıp, bozabilir bu işi.)
|