|
20 - EBÛ ZER-İ GIFÂRÎ
(Radıyallahü Anh)
NEREDEN TEŞRÎF ETTİN?
Artık islâmın
nûru, Mekke’nin hâricinde,
Hızla
yayılıyordu kabîleler içinde.
Ulaştı Benî
Gıfâr kabîlesine dahî.
Duydu bunu o
yerde, "Ebû Zer-i Gıfârî".
Birâderi "Üneys"e
dedi ki o gün hemen:
(Git, o Resûl
hakkında bilgi getir Mekke’den.)
Üneys
gelip görünce, Allahın Resûlü'nü,
Hayrân ve
âşık olup, geri döndü o günü.
"Ebû Zer",
netîceyi sorunca kardeşine,
Dedi: (Öyle
bir zâtın, rastlamadım eşine.
Emrediyor
herkese, hep hayır ve iyilik.
Böyle yüce
bir zâtı, gördüm ben ömrümde ilk.)
"Ebû Zer-i
Gıfârî", bu haber üzerine,
Biraz azık
alarak, geldi Mekke şehrine.
Tek maksadı,
görmekti "Allahın Habîbi"ni.
Korkudan, hiç
kimseye anlatmadı hâlini.
Resûl'ü
görmek için, bekledi uzun müddet.
Lâkin nasîb
olmadı, akşam oldu nihâyet.
"Hazret-i
Alî" görüp, dâvet etti evine.
Yatıp, sabah
olunca, Kâbe’ye geldi yine.
İkinci ve
üçüncü günler de akşam vakti,
Yine "hazret-i
Alî" evine dâvet etti.
Artık üçüncü
gece sordu ki "Ebû Zer"e:
(Nereden, ne
maksatla teşrîf ettin bu yere?)
Dedi: (Duydum,
bu yerde var imiş bir Peygamber.
Geldim ki,
kendisinden edineyim bir haber.)
Hazret-i Alî
ona, dedi: (Bu, büyük nîmet.
Ben Ona
gidiyorum, sen de beni tâkib et.
Benim
girdiğim eve, peşimden sen de gel gir.
Ve lâkin
sokaklarda müşrikler görebilir.
Böyle bir
tehlikeyi sezer isem ben şâyet,
"Yere eğilir"
gibi yaparım bir işâret.
O zaman beni
geçip, yürü eve girmeden.
Böylece
kurtulursun öyle bir tehlikeden.)
O da, onu
tâkîben yürüyüp girdi eve.
Ve böylece
kavuştu Sevgili Peygambere.
(Esselâmü
aleyküm!) diyerek verdi selâm.
Aldı bu
selâmını Resûl aleyhisselâm.
(Ne
zamandır burdasın?) diye suâl edince,
Dedi:
(Buralardayım üç gündüz ve üç gece.)
Allahın
Sevgilisi sonra da şöyle sordu:
(Peki, seni
üç gündür kim yedirip doyurdu?)
Dedi: (Yemek
yemedim, zemzem içtim sâdece.
Bir açlık ve
susuzluk hissetmedim zerrece.)
Peygamber
Efendimiz buyurdular ki: (Zemzem,
Mübârek bir
sudur ki, doyurur açları hem.)
Anlattı "Ebû
Zer"e sonra islâmiyyeti.
Îmân etti o
hemen okuyup şehâdeti.
|