ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

19 - KANBER (Radıyallahü Anh)

İMTİHÂN ETTİM SİZİ

 

Hazret-i Alî der ki: (Dört kitâbın içinde,

Bulunan bilgilerin, bilirim hepsini de.

 

Tevrât, İncîl, Zebûr’da var ise ne bilgiler,

Söylerim, onlar dahî beni tasdîk ederler.)

 

İbâdetleri dahî öyle fazla idi ki,

Her kişi yapamazdı onun yaptığı gibi.

 

Yumuşak huylu” idi, hiç kızmazdı boş yere.

Şefkatli davranırdı kendinden âcizlere.

 

Hiddetli olsa bile savaşlarda bir hayli,

Lâkin sulh zamanında yumuşaktı her hâli.

 

Kanber” adlı kölesi vardı ki kendisinin,

O, severek yapardı hepsini hizmetinin.

 

Bir gün, bu kölesini çağırmak etti îcâb.

Seslendi, lâkin ondan gelmedi hiçbir cevap.

 

Daha yüksek ses ile çağırdı onu yine.

Lâkin yine bir cevap gelmedi kendisine.

 

Hâlbuki bu sesleri, köle işitiyordu.

Ve lâkin “bile bile” hiç cevap vermiyordu.

 

Hazret-i Alî ise düşünür idi ki hep:

“Kanber cevap vermiyor, dışarda yok mu acep?

 

Kapıda duruyordu hâlbuki biraz evvel.

İşitmesi lâzımdı bu sesimi mükemmel.”

 

Yedi defâ çağırıp, bir cevap gelmeyince,

Allah arslanı Alî meraklandı iyice.

 

Kanber”i bulmak için, dışarı çıktı hemen.

Ve lâkin çıkar çıkmaz, dona kaldı hayretten.

 

Zîrâ “Kanber”, dururdu tam kapının önünde.

Üstelik de korkmadı hiç onu gördüğünde.

 

Buyurdu ki: (Ey Kanber, burada duruyorsun.

Ne için çağırmama bir cevap vermiyorsun?)

 

Dedi ki: (Ey efendim, duydum hep sesinizi.

Lâkin cevap vermeyip imtihân ettim sizi.

 

Baktım kızacak mısın ben cevap vermeyince?

Kazandın imtihânı hiç öfkelenmeyince.)

 

Buyurdu ki: (Ey Kanber, iç yüzü şu ki işin,

Kolayca öfkelenmem dünyâlık şeyler için.

 

Lâkin bu imtihâna seni teşvîk edeni,

Kızdırmak maksadıyla âzâd ettim ben seni.)

 

Onu, bu imtihâna, “Şeytân”dı teşvîk eden.

Onu âzâd ederek şeytânı üzdü hemen.

 

Hazret-i Ömer Fârûk, bir şey alsa çarşıdan,

Kendi taşır, vermezdi kimseye hiçbir zaman.

 

Hizmetçisi dedi ki: (Halîfesiniz sizler.

Hafiflik verir size bu gibi basit işler.)

 

Buyurdu ki: (Bir baba, kazanıp helâlinden,

Taşırsa aldığını, kaybetmez kemâlinden.

 

Hem de her adımına, alır sevap ve ecir.

Hak teâlâ indinde, hattâ daha yücelir.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan