ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

18 - ABDULLAH BİN MES'ÛD (Radıyallahü Anh)

GÖRÜLMEMİŞ HAKÂRET

 

Resûlullah, bi’setin evvelki yıllarında,

Bir gün namâz kılarken Beytullahın yanında,

 

Kureyş kâfirlerinin ileri gelenleri,

Gidip, Kâbe yanında oturdular her biri.

 

Bir "Deve işkembesi" gördüler o arada.

Bir gün önce kesilmiş, duruyordu orada.

 

O alçak Ebû Cehil, dedi ki: (Arkadaşlar!

Bakın, şu ilerde bir deve işkembesi var.

 

İçinizden hanginiz onu alıp eline,

Koyar, O secdedeyken sırtının üzerine?)

 

Onların en zâlimi ve en bedbahtı olan,

"Ukbe bin ebî Muayt" ayağa kalktı o an.

 

(Ben yaparım!) diyerek, aldı o işkembeyi.

O an, Resûlullah da yapıyordu secdeyi.

 

Yavaş yavaş yaklaşıp Allahın Resûlü'ne,

Koydu o işkembeyi omuzları üstüne.

 

Müşrikler, katılarak çok fazla gülüştüler.

Öyle ki, birbirleri üzerine düştüler.

 

Allahın Sevgilisi üzüldü fevkalâde.

Secdeyi uzatarak, biraz kaldı o hâlde.

 

"Abdullah ibni Mes’ûd" vardı ki sahâbeden,

O da, bu hâdiseyi görmüş idi ilerden.

 

O şöyle anlatır ki: Ben onu gördüğüm an,

Öyle çok üzüldüm ki, beynime sıçradı kan.

 

Lâkin ben kimsesizdim, çok da zaîf idim hem.

Ve beni koruyacak yoktu kavmim, kabîlem.

 

Yardım edemediğim için üzülüyordum.

Çâresizlik içinde, kıvranıp duruyordum.

 

Bir şey yapamamanın ezikliği içinde,

Yanıp kavruluyordum nedâmet ateşinde.

 

O an kızı "Fâtıma", seğirtip geldi hemen.

Alıp attı o şeyi Resûl'ün üzerinden.

 

Âlemlerin Sultânı, o Allahın Habîbi,

Doğruldu o secdeden bir şey olmamış gibi.

 

Sonra buyurdular ki çok üzülüp bu hâle:

(Yâ Rabbî, ben bunları sana ettim havâle!)

 

Hattâ o kâfirlerin, sayıp tek tek ismini,

Ona havâle etti o küffârın hepsini.

 

Onlar, bu bedduâyı işitip çok korktular.

Ve hattâ o korkudan gülmeyi unuttular.

 

Çünkü bilirlerdi ki, Beytullahta yapılan,

Hele Onun duâsı, kabûl olurdu o an.

 

O gün Resûlullahın, ismini söylediği,

"Ebû Cehil" ve öbür kâfirlerin herbiri,

 

"Bedir"de öldürülüp, yerlere serildiler.

Ve sıcakta kokuşup, leş hâline geldiler.

 

Daha sonra o leşler, hepsi ardı ardına,

Sürüklenip atıldı Bedir çukurlarına.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan