ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

13 - ÂSIM BİN SÂBİT (Radıyallahü Anh)

DUÂSI KABÛL OLDU

 

Resûl’ün huzûruna gelen elçi heyeti,

Dediler ki: (Biz artık seçtik islâmiyyeti.

 

Ve lâkin islâmiyyet, nedir, hiç bilmiyoruz.

Bize muallim gönder, çok ricâ ediyoruz.)

 

Eshâbtan “On kişi”yi ayırarak o Server,

Gönderdi bu iş için, o heyetle berâber.

 

Eshâb, hâlis niyetle giderlerken, nihâyet,

Kâfirler pusu kurup, eylediler ihânet.

 

Onlar “Reci’ suyu”nun yanındaki bir dağda,

Gizlenmek gâyesiyle bulundukları anda,

 

Âniden “Üçyüz” kâfir peydâ olup o zaman,

O dağın etrâfını sardılar dört bir yandan.

 

Önce seslendiler ki: (Gelip teslîm olunuz!

Aksi hâlde bilin ki, ölüm olur sonunuz.)

 

Âsım bin Sâbit” ise, hiç de aldırmıyarak,

Önce bir ok fırlattı, buna cevap olarak.

 

Yedi ok”u var idi, atıp peşi peşine,

Gönderdi yedisini Cehennem ateşine.

 

Peşinden, mızrağını havaya kaldırarak,

Öldürdü bir çoğunu, şiddetle fırlatarak.

 

Sonra da, kılıcını çekip kırdı kınını.

Saldırıp, kâfirlerden öldürdü bir kısmını.

 

Uğraşırdı küffâr da, onu öldürmek için.

Zîrâ “Yüz deve” vardı akabinde bu işin.

 

Çünkü onun başını getirecek kimseye,

Yüz deve” vâdetmişti müşriklerden bir kimse.

 

Hazret-i Âsım ise, duâ etti ki hemen:

(Yâ Rabbî, vücûdumu hıfz et bu kâfirlerden.

 

Ben, senin rızân için sâhip çıktım dînime.

Sen dahî dokundurma, onları bedenime.)

 

İhânete uğrayan bu on mes'ûd sahâbî,

Kılıçları sıyırıp, dövüştü arslan gibi.

 

Sonunda yedisine nasîb oldu şehâdet.

Âsım bin Sâbit” dahî şehîd oldu nihâyet.

 

Kâfirler, öldüğünü görünce bu kişinin,

Koşuştular yanına, “Başını kesmek” için.

 

Lâkin bir şey oldu ki gözlerinin önünde,

Hiç biri, böyle birşey görmemişti ömründe.

 

Gönderdi Hak teâlâ bir “Arı sürüsü”nü.

Bulut gibi örttüler, cesedinin üstünü.

 

Arılardan, yanına hiç yanaşamadılar.

Bu sebeple başını kesip alamadılar.

 

Sonunda dediler ki: (Akşamı bekliyelim.

Arılar dağılsın da, öyle gelip keselim.)

 

Lâkin akşam olunca, “Sel” gelip birden bire,

Mübârek bedenini, götürdü başka yere.

 

Çok aradılarsa da o dağın her yerini,

Aslâ bulamadılar mübârek bedenini.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan