|
12 - BİLÂL-İ HABEŞÎ
(Radıyallahü Anh)
SON EZÂN
Ne zaman ki o
Server, Mekkeden etti hicret.
Yayıldı ondan
sonra gün be gün islâmiyyet.
Mescid-i
Nebî'nin de, tamâmlandı inşâsı.
Resûlullah,
burada kılar oldu namâzı.
Ve islâm
târihinde, “İlk ezân”ı okuyan,
“Bilâl-i
Habeşî”dir sahâbe-i kirâmdan.
Çok gür ve
pek tesirli var idi ki bir sesi,
Ezâna
başlayınca, ağlatırdı herkesi.
Artık
Resûlullah'ın müezziniydi “Bilâl”.
Sesini
işitenler, alırdı başka bir hâl.
Resûlullah,
onu hiç ayırmazdı yanından.
Özel
hizmetini de yapardı çoğu zaman.
O zamanki
cenklerin, bulundu her birinde.
Resûl’ün
yanındaydı yine Mekke fethinde.
O gün dahî
Kâbede okudu ki bir ezân,
Sevinç
gözyaşlarıyle ağladı her müslümân.
Lâkin Resûl
göçünce, âhiret âlemine,
Tâkat
getiremedi bu ayrılık derdine.
O günden
îtibâren, okumadı hiç ezân.
Zîrâ onun
kalbini, yakıyordu bu hicrân.
Dar geldi
dünyâ ona bu hasret ateşiyle.
Gece ve
gündüzleri ağlardı gözyaşiyle.
Medîne'de
yaşamak, zor geldi ona gâyet.
Sıddîk’tan
izin alıp, Şam'a gitti nihâyet.
O, bu üzüntü
ile geçirirken günleri,
Gördü bir gün
rüyâda, “hazret-i Peygamber”i.
Resûl onu
görünce, buyurdular ki derhâl:
(Beni ziyâret
için gelmez misin ey Bilâl?)
Uyanıp,
Medîne'ye yola çıktı o günü.
Ravda-i
mübâreke sürdü yüz ve gözünü.
Hasret ve
muhabbetle eyliyerek ziyâret,
Sevinç
gözyaşlarıyla ağladı uzun müddet.
Resûl’ün
torunları “Hasan” ve “Hüseyin” de,
Gördüler
kendisini o gün Ravda önünde.
Boynuna
sarılarak, ağladılar bir zaman.
Dediler: (Okur
musun Medîne'de bir ezân!)
O gün ısrâr
edince “Bilâl”e onlar bunu,
Kıramadı
Resûl’ün bu iki torununu.
Bir sabah
ezânını okuduğu zamanda,
Yayıldı dalga
dalga, sedâsı semâlarda.
Kadın erkek,
yaşlı genç, bu sesin tesiriyle,
Sokağa
fırladılar Resûl’ün sevgisiyle.
Sanki Resûl-i
ekrem dünyâya dönmüş gibi,
Sevinip
ağlaştılar, o sabah her sahâbî.
Lâkin
Resûlullah'ın ismini söyleyince,
Teessürden,
kaybetti kendisini hemence.
Zor bitirdi
ezânı, pek çok ağladığından.
Bu, onun
okuduğu olmuştu en “Son ezân”.
|