|
12 - BİLÂL-İ HABEŞÎ
(Radıyallahü Anh)
SENDE VİCDÂN YOK MUDUR?
Kendime
geldiğimde, baktım ki güneş batmış.
Üstümdeki
kayayı, kaldırıp biri atmış.
Dedim ki: “Yâ
ilâhî, çok şükür bu hâlime.
Zîrâ halel
gelmedi îmânıma, dînime.”
Yine bir gün
o zâlim, elbisemi çıkarıp,
Kalın deve
ipini, boynuma sıkı sarıp,
Mekke
çocuklarına verdi ipin ucunu.
Yerlerde
sürükletti, günlerce vücûdumu.
Öyle ki,
paramparça oldu bütün bedenim.
O gün
Allah'tan başka, yoktu yardım edenim.)
Bir gün
Resûl-i ekrem, oradan geçiyordu.
Bilâl, taşın
altında (Allah birdir!) diyordu.
Buyurdu ki: (Yâ
Bilâl, seni bu Allah demen,
Kurtarır bu
insâfsız kâfirlerin elinden.)
Oradan
hânesine gelince, biraz sonra,
Hazret-i “Ebû
Bekir”, gelip girdi huzûra.
Ona dahî
anlatıp o günkü gördüğünü,
Bildirdi “Bilâl”
için pek çok üzüldüğünü.
Hazret-i “Ebû
Bekir”, gitti hemen “Bilâl”e.
Görünce,
kendisi de çok üzüldü bu hâle.
Baktı ki,
kızgın kumun içine yatırmışlar.
Üstüne de,
büyükçe bir kayayı koymuşlar.
Çok üzülüp
dedi ki o zâlim Ümeyye'ye:
(Niçin
azâb edersin bu zavallı köleye?
“Lâ ilâhe
illallah” derse eğer bir insan,
Cezâya mı
lâyıktır, yok mudur sende vicdân?
Zavallının
üstünden kaldır at şu kayayı.
Sat bana,
vereceğim istediğin parayı.)
Dedi: (Dünyâ
dolusu versen de çok paralar,
Yine satmam
Bilâl'i, vermişim kat'î karar.
Lâkin onu,
bir şartla sana verebilirim.
Yardımcın “Âmir”
ile değiştirebilirim.)
(Kabûl!)
deyip, değişti Âmir'i Bilâl ile.
Kurtardı bu
cefâdan Bilâl'i böylelikle.
Buna, çok
sevinmişti o Ümeyye kâfiri.
Dedi ki: (İyi
oldu, aldattık Ebû Bekr'i.)
Hazret-i “Ebû
Bekr” de memnundu vaziyetten.
Zîrâ
kurtarmış idi Bilâl'i eziyetten.
Onun
kurtulmasını, Resûl de çok isterdi.
Resûl'ü
sevindirmek, dünyâlara değerdi.
Ve hemen “Bilâl”
ile, el ele tutuşarak,
Geldi
Resûlullah'a hem sevinçten uçarak.
Dedi:
(Yâ Resûlallah, Bilâl'i, Ümeyye’den,
“Âmir” ile
değişip, satın aldım bu gün ben.
İşte yâ
Resûlallah, müjde vereyim size,
Âzâd ettim
Bilâl'i sizin şerefinize.)
Resûlullah
çok fazla sevindi bu habere.
Ve çok duâ
eyledi, hazret-i Ebû Bekr'e.
|