|
11 - HAZRET-İ HÜSEYİN
(Radıyallahü Anh)
ÖRNEK HAREKET
“Hazret-i
Hasan” ile “Hüseyin”, bir gün yine,
Emri mâruf
yaptılar yaşlıca bir mü'mine.
Şöyle ki, bir
müslümân, elli altmış yaşında,
Bir gün
abdest alırdı, bir çeşmenin başında.
“Hasan”
ile “Hüseyin”, onu görüp durdular.
Ve abdest
alışını seyire koyuldular.
Gördüler ki,
abdesti âdâb ve erkâniyle,
Almıyordu, bu
yüzden üzüldüler hâliyle.
Beklediler, o
kişi bitirdi abdestini.
Ona, şöyle
verdiler "Abdest alma"dersini:
Önce selâm
vererek, yanına yaklaştılar.
Dediler ki:
(Bey amca, sizden bir ricâmız var.
"Hangimiz
doğru abdest alıyoruz?" diye biz,
Aramızda az
önce, bahse girdik ikimiz.
Ve lâkin bir
“Hakem”e ihtiyâç oldu elbet.
Siz yaşlı,
tecrübeli bir kişisiniz gâyet.
Birer abdest
alalım ikimiz ayrı ayrı.
Hangisi daha
doğru, siz verin bu kararı.
Bakalım ki,
bu bahsi hangimiz kazanacak?
Sizin
hakemliğiniz, buna ölçü olacak.)
Sonra da,
şartlarına eyleyip tam riâyet,
Aldılar ikisi
de mükemmel birer abdest.
Dikkat etti
ihtiyar onların abdestine.
Vâkıf oldu
böylece işin hakîkatine.
Dedi: (İkinizin
de, çok doğru abdestiniz.
Nasıl abdest
alınır, bana da öğrettiniz.
Ben, bu
yaşıma kadar, almışım noksan abdest.
Bütün
edeblerine etmemişim riâyet.
Şimdi, sizden
öğrendim doğrusunu bu işin.
Çok teşekkür
ederim sizlere bunun için.)
Çocukların bu
üstün edeb ve akılları,
Şaşırttı,
hayrân etti onlara ihtiyarı.
Hem hazret-i
“Hüseyin”, abdeste kalktığında,
Titremeye
başlardı her âzâsı ânında.
Yâni benzi
sararır ve titrerdi korkudan.
Bu hâlin
sebebini, birisi sordu ondan.
O dahî
buyurdu ki cevâben o sorana:
(Bilir
misin ki, kimin çıkarım huzûruna?
Allah'ın
huzûruna çıkacağım birazdan.
Benzimin
sararması ve korkum işte bundan.)
Yine bu göz
nûrumuz, namâza kalktığında,
Titrerdi
seccâdenin üstünde durduğunda.
Namâz vakti
gelince, “hazret-i Alî” dahî,
Allah korkusu
ile titrer ve der idi ki:
(Rabbimiz, bu
kulluğu, dağlara arz etmiştir.
Onlar, bunu
almaktan imtinâ eylemiştir.
Bu ağır
emâneti, yüklendi sonra insan.
Bunu hakkıyla
yapmak, olur mu kolay, âsân?)
|