ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

10 - HAZRET-İ HASAN (Radıyallahü Anh)

BENİ ONA KAVUŞTUR!

 

Alî bin ebî Tâlip” henüz vefât etmeden,

Hasan ve Hüseyine vasiyyet etti hemen.

 

Vaktâ ki göç eyledi âhiret âlemine,

Vasiyyeti, ayniyle getirildi yerine.

 

Oğulları geriye dönerken kabristandan,

Bir fakîr gördüler ki, ediyor âh-ü figân.

 

Şaşırdılar fakîrin bu acıklı hâline.

Niçin ağladığını sordular kendisine.

 

Dedi ki: (Ey azîzler, garibim, üzüntüm çok.

Lâkin bu üzüntümü paylaşacak kimse yok.)

 

Dediler ki: (Ey kişi, bu zamana kadarki,

Üzüntünü, kiminle paylaşıyordun peki?)

 

Dedi ki: (Bir senedir, bir kimse geliyordu.

Bütün ihtiyâcımı, o îfâ ediyordu.

 

Ve lâkin iki gündür gelmedi bana o zât.

Üzüntüm işte budur, kimseler bilmez fakat.)

 

Dediler: (O dediğin kimsenin ismi neydi?)

Dedi ki: (Bilmiyorum, ben sordum, söylemedi.

 

Derdi: “Ben, Allah için yaparım sana yardım.

Mükâfâtını ise, verir bana Allahım.”)

 

Fakîre sordular ki yine Hasan Hüseyin:

(Şemâili nasıldı dediğin o kimsenin?)

 

Dedi ki: (Ben âmâyım, bu yüzden bilmem onu.

Bilirim fakat onun çok yüksek olduğunu.

 

Zîrâ o, devâm üzre Rabbini anıyordu.

Zikrine, melekler de iştirak ediyordu.

 

Bunu ben, hislerimle anlıyordum âşikâr.

Ona tâzim ederdi, bu kapı ve duvarlar.

 

Çok zaman benim ile berâber durduğuna,

Memnun olduğunu da söylerdi hattâ bana.

 

Derdi ki: “Fakîr olan, fakîrlerle oturur.

Garip de gariplerle oturup râhat olur".)

 

O böyle başlayınca, bunları anlatmaya,

Hasan ile Hüseyin başladı ağlamaya.

 

Ve (Senin bahsettiğin ahlâk ve alâmetler,

Aliyyül mürtezâ’da aynen vardır) dediler.

 

Fakîr heyecanlanıp, dedi ki: (Öyle ise,

Onu tanıyorsunuz, ne oldu o kimseye?)

 

Vefât eylediğini söyledikleri zaman,

O fakîr, ağlıyarak eyledi âh-ü figân.

 

Dedi: (Resûlullahın yüksek hâtırı için,

Beni, kabri başına götürün o kişinin.)

 

Onlar, çok acıyarak o fakîrin hâline,

Alıp, babalarının götürdüler kabrine.

 

Fakîr, mezâr başında dedi ki: (Yâ ilâhî!

Bu kabir sâhibine kavuştur beni dahî.)

 

Kabûl etti Rabbimiz onun bu arzusunu.

Onun kabri başında, teslîm etti rûhunu.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan