|
10 - HAZRET-İ HASAN
(Radıyallahü Anh)
O, İSLÂMIN NÛRUDUR
"Hazret-i
Hüseyin"le, bir gün “Hazret-i Hasan”,
Ömer ibnil
Hattâb’a gitmişlerdi bir zaman.
Resûl'ün
torunları girince içeriye,
Önce selâm
vererek, oturdular bir yere.
Lâkin
alamadılar bu selâma bir cevap.
Zîrâ
meşgûliyyetten duymadı "İbni Hattâb".
İşini
bitirince, farketti çocukları.
Ve yanına
çağırdı hemencecik onları.
Üzülmüştü
çocuklar fakat bu hâdiseye.
(Size
selâm vermiştik) dediler Halîfeye.
Duyunca çok
üzüldü buna Halîfe dahî.
Buyurdu: (Çok
meşguldüm, işitmedim Vallahi.)
Ve kalkıp,
yanlarına kendi gitti bu sefer.
Onlar dahî
kalkarak, çok saygı gösterdiler.
Halîfe,
çocukların öperek yüzlerini,
Hazîne
memuruna hemen verdi emrine.
Dedi: (İki
elbise al getir hazîneden.
Sonra, bu
çocuklara onları giydir hemen.)
Bu iş tamâm
olunca, pek çok özür diledi.
(Bilmedik,
kusûr ettik, bağışlayınız) dedi.
Yeni
elbiseleri giyinip o çocuklar,
Derhâl
babalarının huzûruna koştular.
Dediler: (Babacığım,
halîfe Ömer bize,
Hazîneyi
açtırıp, verdi birer elbise.)
"Hazret-i
Alî" dahî, buna çok memnun oldu.
Dedi ki:
(Resûlullah bir gün şöyle buyurdu:
“Ömer,
hayatta iken hem nûrudur islâmın,
Hem de Cennet
ehlinin, ışığıdır o yârın.”)
Bunu haber
vererek Hasan ve Hüseyin’e,
Buyurdu: (Bunu
gidip, söyleyin kendisine.)
Çocuklar
hemen gidip, verdiler bunu haber.
Duyunca, çok
sevindi buna Hazret-i Ömer.
Hattâ
inanamayıp, sevinç ve sürûrundan,
Dedi: (Siz
duydunuz mu gerçekten bunu ondan?)
(Evet duyduk)
deyince, hamdeyledi Allaha.
Ve (Kâğıt
kalem getir!) buyurdu Abdullah’a.
Oğlu kalem ve
kâğıt getirip edince arz,
Buyurdu ki:
(Ey oğlum, üzerine şöyle yaz:
Resûl'ün
torunları, Hüseyin ile Hasan,
Şöyle
söylediler ki, duyup babalarından:
Bir gün şöyle
buyurdu o Sevgili Peygamber:
“Cennetin
ışığı ve islâma nûrdur Ömer”)
Abdullah, bu
yazıyı yazarak verdi ona.
Halîfe çok
sevinip, buyurdu ki oğluna:
(Ey oğlum, bu
yazıyı iyi muhafaza et.
Ve ne zaman
dünyâdan göç edersem ben şâyet,
Bunu al,
kefenimin arasına iliştir.
Zor durumda
kalırsam, imdâdıma yetişir.)
|