ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

09 - ABBÂS BİN ABDÜLMUTTALİP       (Radıyallahü Anh)   

EBÛ SÜFYÂNIN ÎMÂNI

 

Allah'ın Resûlü'yle, oniki bin müslümân,

Mekkenin fethi için, oldular yola revân.

 

Medîneden çıkalı, dört gün olmuş idi tam.

Mekkenin sınırına yaklaştılar bir akşam.

 

Orası, "Merrüzzehrân" denilen bir yer idi.

Resûl’ün emri ile, orda mola verildi.

 

Ve vazîfe verdi ki “hazret-i Ömer”e de,

(Her kişi, ayrı ayrı ateş yaksın bu yerde.)

 

Bir anda, "Onikibin" ateş yanınca birden,

Aydınlığa boğuldu Mekke şehri âniden.

 

Hiç bir şeyden haberi olmayan Kureyşliler,

Ateşleri görünce, bir telâşa düştüler.

 

Yanına iki kişi alarak “Ebû Süfyân”,

Gizli gizli oraya yaklaştılar o zaman.

 

Ve islâm ordusuna doğru ilerledikçe,

Hayret ve dehşetleri artıyordu iyice.

 

Resûlullah, eshâba buyurdu ki o zaman:

(Bize doğru geliyor şu anda Ebû Süfyân.)

 

Gidip "Hazret-i Abbâs", rastladı yolda ona.

Ve Resûl-i zîşân'ın getirdi huzûruna.

 

Ebû Süfyân, "Abbâs"a merakla etti suâl.

Dedi: (Anlıyamadım, yâ Abbâs nedir bu hâl?)

 

O da cevap verdi ve dedi: (Yâ Ebâ Süfyân!

Yemîn ediyorum ki, hâliniz oldu yaman.

 

Zîrâ Resûl-i ekrem geliyor üstünüze.

Vây Kureyş'in hâline, vây sizin hâlinize!)

 

Az sonra Ebû Süfyân, hem de yanındakiler,

Korku ile Resûl’ün huzûruna geldiler.

 

Resûlullah, onları çok iyi karşıladı.

Mekkeliler hakkında onlardan bilgi aldı.

 

Geç vakitlere kadar konuşup, en nihâyet,

Onları, tatlı dille “İslâm”a etti dâvet.

 

Lâkin îmân etmedi o zaman Ebû Süfyân.

Zîrâ tereddütleri vardı hâlâ o zaman.

 

Resûlullah o sabah, bakıp Ebû Süfyân'a,

Dedi: (Yâ Ebâ Süfyân, yazıklar olsun sana.

 

Allah'tan başka ilâh olmadığını bilmek,

Zamanı, senin için gelmedi hâlâ demek.)

 

Ebû Süfyân utanıp, arz eyledi ki Ona:

(Anam, babam, herşeyim fedâ olsun yoluna.

 

Yumuşak huylulukta, şeref ve meziyyette,

Bir tânesin, akrabâ hakkını gözetmekte.

 

Bu kadar işkence ve cefâdan sonra dahî,

Sen, hâlâ hidâyete çağırırsın bizleri.

 

Ne güzel huylusun ve ne kerem sâhibisin.

İnandım ki, Allah'ın sen Hak Peygamberisin.

 

Evet, Allahtan gayri ilâh yok hakîkaten.

Şu putlardan, bir fayda olmadı bize zâten.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan