ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

09 - ABBÂS BİN ABDÜLMUTTALİP       (Radıyallahü Anh)   

ŞAŞKINLIK HÂSIL OLDU

 

Resûlullah, “Huneyn”e gidileceği zaman,

Hâlid ibni Velîd”i seçmiş idi kumandân.

 

O, hâreket emrini vererek birliğine,

Hızla sürdü atını, o "Huneyn vâdisi"ne.

 

Vâdiye girer girmez, mücâhidler hep birden,

Müthiş “Ok yağmuru”na tutuldular âniden.

 

Hiç beklemiyorlardı böyle şey zîrâ onlar.

Ne yapacaklarını bir anda şaşırdılar.

 

Geri dönmekten başka, yoktu bir çâreleri.

Bu sebeple, mecbûren döndüler birden geri.

 

Bu ânî dönüşüyle fakat öndekilerin,

Bozuldu düzenleri, arkadan gelenlerin.

 

Bir şaşkınlık içinde, islâm mücâhidleri,

Girdikleri vâdiden dönüyordu ki geri,

 

Düşmanlar, yamaçlardan "Yirmi bin" kişi kadar,

Sel gibi, o vâdiye akmaya başladılar.

 

Hevâzin kabîlesi, her attığını vuran,

Okçu bir kabîleydi gerçekten de pek yaman.

 

Ok yağmuru altında kalınca mücâhidler,

Çâresizlik içinde, geriye çekildiler.

 

Lâkin Peygamberimiz, bu kargaşa ânında,

Tek başına kalmıştı düşmanın karşısında.

 

Buna rağmen o Server, saldıran bu düşmana,

Hücûma geçti hemen, kendisi tek başına.

 

Hazret-i “Abbâs” ile “Ebû Bekr”, bunu görüp,

Ve yüz kadar sahâbî, bir anda geri dönüp,

 

Resûl’ün arkasından, sür’atle yetiştiler.

Kendi vücûdlarını Ona siper ettiler.

 

Tuttu "Hazret-i Abbâs" atının dizginini.

Süfyân bin Hâris ise, tutup üzengisini,

 

O Resûl’ün hızını kesmeye uğraştılar.

Onu, düşman içine yalnız bırakmadılar.

 

Ve "Hazret-i Abbâs"a, Resûlullah o ara,

Buyurdu ki: (Yâ Abbâs, nidâ eyle onlara.

 

Deki: “Ey sahâbîler ve ey Medîneliler!

Ey Bîat-ı rıdvânda Resûl’e söz verenler!”)

 

Abbâs, iri yapılı ve gâyet gür sesliydi.

Sesi, çok uzaklardan râhat işitilirdi.

 

Şöyle nidâ etti ki: (Gelin ey sahâbîler!

Ey Semüre ağacı altında söz verenler!

 

Bana doğru geliniz, buraya toplanınız!

Zîrâ Peygamberimiz burada kaldı yalnız!)

 

Bu ses ile, kendine gelen o sahâbîler,

(Biz n’apıyoruz?) deyip, hemen geri geldiler.

 

Ve derhâl etrâfında toplandılar Resûl’ün.

Tekbîr” sedâlarıyla inledi yer gök o gün.

 

Müthiş bir mücâdele başladı ki o zaman,

Düşman dehşete düştü “Tekbîr” sedâlarından.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan