|
09 - ABBÂS BİN
ABDÜLMUTTALİP
(Radıyallahü Anh)
ŞAŞKINLIK HÂSIL OLDU
Resûlullah,
“Huneyn”e gidileceği zaman,
“Hâlid
ibni Velîd”i seçmiş idi kumandân.
O, hâreket
emrini vererek birliğine,
Hızla sürdü
atını, o "Huneyn vâdisi"ne.
Vâdiye girer
girmez, mücâhidler hep birden,
Müthiş “Ok
yağmuru”na tutuldular âniden.
Hiç
beklemiyorlardı böyle şey zîrâ onlar.
Ne
yapacaklarını bir anda şaşırdılar.
Geri
dönmekten başka, yoktu bir çâreleri.
Bu sebeple,
mecbûren döndüler birden geri.
Bu ânî
dönüşüyle fakat öndekilerin,
Bozuldu
düzenleri, arkadan gelenlerin.
Bir şaşkınlık
içinde, islâm mücâhidleri,
Girdikleri
vâdiden dönüyordu ki geri,
Düşmanlar,
yamaçlardan "Yirmi bin" kişi kadar,
Sel gibi, o
vâdiye akmaya başladılar.
Hevâzin
kabîlesi, her attığını vuran,
Okçu bir
kabîleydi gerçekten de pek yaman.
Ok yağmuru
altında kalınca mücâhidler,
Çâresizlik
içinde, geriye çekildiler.
Lâkin
Peygamberimiz, bu kargaşa ânında,
Tek başına
kalmıştı düşmanın karşısında.
Buna rağmen o
Server, saldıran bu düşmana,
Hücûma geçti
hemen, kendisi tek başına.
Hazret-i “Abbâs”
ile “Ebû Bekr”, bunu görüp,
Ve yüz kadar
sahâbî, bir anda geri dönüp,
Resûl’ün
arkasından, sür’atle yetiştiler.
Kendi
vücûdlarını Ona siper ettiler.
Tuttu "Hazret-i
Abbâs" atının dizginini.
Süfyân bin
Hâris ise, tutup üzengisini,
O Resûl’ün
hızını kesmeye uğraştılar.
Onu, düşman
içine yalnız bırakmadılar.
Ve "Hazret-i
Abbâs"a, Resûlullah o ara,
Buyurdu ki:
(Yâ Abbâs, nidâ eyle onlara.
Deki: “Ey
sahâbîler ve ey Medîneliler!
Ey Bîat-ı
rıdvânda Resûl’e söz verenler!”)
Abbâs,
iri yapılı ve gâyet gür sesliydi.
Sesi, çok
uzaklardan râhat işitilirdi.
Şöyle nidâ
etti ki: (Gelin ey sahâbîler!
Ey Semüre
ağacı altında söz verenler!
Bana doğru
geliniz, buraya toplanınız!
Zîrâ
Peygamberimiz burada kaldı yalnız!)
Bu ses ile,
kendine gelen o sahâbîler,
(Biz
n’apıyoruz?)
deyip, hemen geri geldiler.
Ve derhâl
etrâfında toplandılar Resûl’ün.
“Tekbîr”
sedâlarıyla inledi yer gök o gün.
Müthiş bir
mücâdele başladı ki o zaman,
Düşman
dehşete düştü “Tekbîr” sedâlarından.
|