|
06 - HAZRET-İ HAFSA
(Radıyallahü Anhâ)
KIZINI BANA VER
O, hazret-i
Ömer'in nûrlu kerîmesidir.
Hem de
Resûlullah'ın mübârek zevcesidir.
Eshâbtan
"Huneys" ile evlenmişti ilk kere.
Bu Huneys,
katılmıştı eshâbla çok cenklere.
Nihâyet şehîd
oldu, o “Uhud” savaşında.
Böylelikle “Hafsa”
da, dul kaldı genç yaşında.
Hazret-i "Osmân"
ile hazret-i "Ebû Bekr"e,
Teklîf etti
ise de babası birer kere,
"Düşüneyim"
şeklinde vermişlerdi bir cevap.
Üzgündü bu
sebepten, biraz Ömer bin Hattâb.
O günlerde o
Server, teşrîf etti bir yere.
Üçü bir
aradayken, bakıp hazret-i Ömer'e,
Sordular ki:
(Yâ Ömer, acabâ ne ki sebep,
Seni ben, bu
günlerde üzgün görüyorum hep?)
O da,
Resûlullah'ın suâline cevâben,
Arz etti bu
hâlini o Server’e mecbûren.
Dedi: (Kızım
Hafsa'yı, Ebû Bekr ve Osmân'a,
Söyledim,
almadılar, bu hüzün verir bana.)
Çok sevdiği
üçünü, sevindirmek üzere,
Şöyle suâl
eyledi ona dönüp bu kere:
(Yâ
Ömer, kerîmeni, ben onların yerine,
İster misin
vereyim, daha iyi birine?)
Çok hayrete
düşürdü bu, hazret-i Ömer'i.
Zîrâ yoktu o
zaman, onlardan iyi biri.
Bir hikmet
olduğunu anladı bu sözünden.
Dedi: (Yâ
Resûlallah, isterim, verin hemen.)
Allah'ın
Sevgilisi buyurdu ki: (Yâ Ömer!
Onlar almadı
ise, kerîmeni bana ver.)
Böylece zevce
oldu, “Hafsa” Resûlullah'a.
Üçü,
birbirlerine sevgili oldu daha.
Bir gün de, o
Server'in elbisesi paçası,
Kıvrık olup,
açıktı dizinden aşağısı.
“Hafsa”nın
hânesinde otururken bu hâlde,
"Sıddîk"
girdi içeri, istiyerek müsâde.
O böyle
gördüyse de, Allah'ın Habîbini,
Resûlullah,
bozmadı o andaki hâlini.
Az sonra izin
alıp, girdi “hazret-i Ömer”.
Lâkin yine
bozmadı o hâlini Peygamber.
Başka
sahâbîler de geldiyse de evine,
Resûlullah,
hâlini değiştirmedi yine.
Gelince biraz
sonra lâkin “hazret-i Osmân”,
Eteğini
indirip, toparlandı o zaman.
Sordu
hazret-i Hafsa Hakkın Sevgilisine:
(Bozmadınız o
hâli, Osmân'dan gayrisine.
Lâkin Osmân
girip de, görünce böyle sizi,
Ne için
indirdiniz, hemen eteğinizi?)
Buyurdu ki: (Melekler
hayâ eder Osmân'dan,
Ben hayâ
etmez miyim böyle yüksek bir zâttan?)
|