ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÂİŞE-İ SIDDÎKA (Radıyallahü Anhâ)

ODA AYDINLANDI

 

Âişe vâlidemiz” anlatır ki şöylece:

Kandilimizin yağı kalmamıştı bir gece.

 

Resûlullah, o akşam geldiğinde mescitten,

Işık olmadığını arz ettim Ona hemen.

 

Buyurdu: (Yâ Âişe, bir ışık ister misin,

Ki, ona yağ ve fitil aslâ îcâb etmesin?)

 

Dedim: (Yâ Resûlallah, isterim, o nerde var?)

O zaman bana bakıp, tebessüm buyurdular.

 

O anda "Nûr" saçıldı dişleri arasından.

Aydınlandı hânemiz o nûrun ziyâsından.

 

Öyle ki, o ışıkta bâzımız ip eğirdik.

Bâzımız da iğneyle oturup dikiş diktik.)

 

Yine Resûlullah'ın o mübârek cemâli,

Nûrluydu ondördüncü bir “Dolunay” misâli.

 

Hazret-i Âişe”nin evine geldi bir gün.

Bakıp güldü Âişe yüzüne o Resûl’ün.

 

Ne için güldüğünü suâl etti o Server.

Âişe vâlidemiz îzâh etti bu sefer.

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, bu gün, bir elbiseyi,

Dikerken, düşürmüştüm elimdeki “İğne”yi.

 

Çok aradım ise de, bulamamıştım yine.

Sen içeri girince, bulundu şimdi iğne.

 

Öyle aydınlandı ki nûrundan zîrâ evim,

İğne”yi, râhatlıkla gördüm ve alıverdim.)

 

Bunları arz edince Âişe vâlidemiz,

Ağlamaya başladı Peygamber Efendimiz.

 

Sebebi sorulunca, buyurdu ki o zaman:

(Yâ Âişe, mahşeri hâtırladım ben şu an.

 

Şöyle ki, ümmetimden o gün bâzı kimseler,

Benim bu cemâlimi hiç göremiyecekler.

 

İşte o ümmetimin hâlini hâtırladım.

Onların durumuna üzülüp de ağladım.)

 

Yine Peygamberimiz, son hastalık ânında,

Hazret-i Fâtıma”yı çağırdı huzûruna.

 

Sînesine çekerek, birşeyler dedi önce.

Ağlamaya başladı o bunu öğrenince.

 

Az sonra, bir şey daha söyleyince o Server,

Ağlamayı bırakıp, gülüverdi bu sefer.

 

Âişe vâlidemiz” görüp onun hâlini,

Merak edip, hemence sordu şu suâlini:

 

(Yâ Fâtıma, şaşırdım, taaccüb eyledim pek.

Olur mu bir arada hem ağlamak, hem gülmek?)

 

Dedi: (Babam ilk önce, vefât edeceğini,

Söyleyince, üzülüp ağlama tuttu beni.

 

Sonra da buyurdu ki: “Ağlama yâ Fâtıma!

Ehl-i beytten ilk önce, sen gelirsin yanıma.”

 

Bu müjde haberini duyunca kendisinden,

Bıraktım ağlamayı ve güldüm sevincimden.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan