|
04 - ÂİŞE-İ SIDDÎKA
(Radıyallahü Anhâ)
SİL
GÖZÜNÜN YAŞINI
“Âişe-i
Sıddîka” diyor ki: (Münâfıklar,
O gün, benim
hakkımda atınca iftirâlar,
Öyle çok
üzüldüm ki, beynime sıçradı kan.
Gece gün,
gözyaşıyle ağlıyordum durmadan.
Ensârdan
bir hâtun da, benimle ağlıyordu.
Ansızın “Resûlullah”
bize teşrîf buyurdu.
Hamd ve
senâdan sonra, kaldırarak başını,
Buyurdu:
(Yâ Âişe, sil gözünün yaşını.
Bildirir
elbet Allah doğruyu bize yine.
Şâhid olur O
bizzât, senin temizliğine.)
Ben, sesini
duyunca Allah'ın Resûlü'nün,
Ağlamayı
bırakıp, ferahladım büsbütün.
Çünkü
Resûlullah'ın, kim görseydi yüzünü,
Bir anda
unuturdu cümle üzüntüsünü.
Bir cevap
vermesini, istedim pederimden.
Dedi: (Ey
kızcağızım, ne diyeyim şimdi ben?
Câhiliyye
devrinde, biz bir şey bilmiyorduk.
Yine de böyle
sözler aslâ işitmiyorduk.
Şimdi
elhamdülillah, temiz oldu kalbimiz.
İslâmın nûru
ile, düzeldi her hâlimiz.
Şimdi bu
münâfıklar, bize böyle söylerler.
Bilmem ki ne
diyeyim, ey kızım sen cevap ver.)
Dedim ki:
(Haberim yok vallahi hiç bir şeyden.
Haberdârdır
Rabbimiz, âşikâr ve gizliden.
Bir insan "Yaptım"
derse, yapmadığı bir işi,
İftirâ etmiş
olur kendisine o kişi.
Vallahi
söyliyecek başka sözüm yok benim.
Ancak “Yûsüf
Nebî”nin dediğini söylerim.
"Sabretmek
güzel şeydir" demişti ki o Nebî,
Ben dahî
sabrederim Onun yaptığı gibi.)
“Yâkub”
diyecek yerde, meğer şaşkınlığımdan,
Ve o üzüntü
ile, “Yûsüf” demişim o an.
Sonra dönüp
oturdum arkama dayanarak.
Diyordum ki,
“Rabbimden vahiy gelir muhakkak”.
Şunu
söyliyeyim ki Allah hakkı için ben,
Henüz
kalkmamıştı ki Resûlullah yerinden,
Görünmeye
başladı vahiy alâmetleri.
Vâlidemle
pederim anladılar bu hâli.
Vahiy tamâm
olunca, kaldırdı örtüsünü.
Ondördüncü
"Ay" gibi, parlak gördüm yüzünü.
İnci gibi
terleri silerek gül yüzünden,
Buyurdu: (Yâ
Âişe, müjde var Rabbimizden.
Mazhar
oldun şimdi sen, Rabbimizin methine.
Şâhittir
bizzât Allah, senin temizliğine.)
Babam bunu
duyunca, sevinerek be gâyet,
Dedi: (Kızım,
haydi kalk, Resûle teşekkür et.)
Ben artık
sevincimden ağlıyordum durmadan.
Rabbimin
ihsânıyla kurtuldum bu belâdan.
|