|
04 - ÂİŞE-İ SIDDÎKA
(Radıyallahü Anhâ)
MÜNÂFIKLARIN İFTİRÂSI
“Âişe-i
Sıddîka” hazretleri der ki:
Resûlullah,
bir harbe gitse idi eğer ki,
Hanımları
içinden, kur'a çekip her sefer,
Kime çıksa,
onu da götürürdü berâber.
“Müreysâ”
cenginde de, kur'a bana çıktı hem.
Bu yüzden
beni aldı yanına Fahr-i âlem.
Bana bir
çadır yapıp, deveye bindirdiler.
Allah'ın
yardımıyle, gâlip geldi mü'minler.
Ordumuz
toparlanıp, dönüyorduk geriye.
Beni de,
çadır ile bindirdiler deveye.
Bir müddet
yol gidince, mola verdik bir zaman.
Ben, bir
ihtiyâç için uzaklaştım oradan.
Biraz sonra,
dönünce ayrıldığım o yere,
Baktım, islâm
askeri devâm etmiş sefere.
Beni çadırda
sanıp, deveye yükletmişler.
Vaziyetten
habersiz, yola devâm etmişler.
Düşündüm ki:
“Farkedip, ararlar beni hemen”.
Bu yüzden
başka yere ayrılmadım o yerden.
Lâkin beni
arıyan olmadı o arada.
Ben böyle
düşünürken, uyumuşum orada.
"Safvân"
adlı bir kişi vardı ki sahâbeden,
Resûl’ün emri
ile gelirdi hep geriden.
Biri kalır,
veyâhut düşerse birşey yere,
Alıp
ulaştırırdı onları o Server’e.
İşte bu “Safvân”
adlı sahâbî, gerilerden,
Gelip beni
görünce, hayrete düşmüş birden.
Ve şöyle
bağırmış ki o gayri ihtiyârî:
(Eyvâh,
biri uyuyup ordudan kalmış geri!)
Ben bu sesle
uyanıp, yüzümü örttüm ondan.
O, deveyi
çökertip, "Bin!" dedi tâ uzaktan.
Sonra gelip,
devenin yularını tutarak,
Yürüdü
ileriye, hiç geri bakmıyarak.
Yürüdük uzun
zaman, ben devede, o yaya.
Sonra varıp
yetiştik biraz sonra orduya.
Lâkin yolda
gelirken, bir kısım münâfıklar,
Bizi görüp,
çok iğrenç iftirâlar attılar.
Onların
sözlerinden, üzülmüştüm be gâyet.
Böylece
Medîne'ye vâsıl olduk nihâyet.
Ve lâkin
gelir gelmez, bu üzüntü içinde,
Duydum ki,
iftirâlar yayılmış halk içinde.
O günlerde
bir kadın, bize gelip bir ara,
Dedi: (Senin
hakkında yayıldı çok iftirâ.)
Ve hakkımda
söylenen iftirâ sözlerini,
Söyleyince, o
anda titreme aldı beni.
Üzüntü ve
kederim ziyâde oldu hemen.
Zannettim ki
ateş ve duman çıktı tepemden.
Hemen
müsâdesini alarak o Resûl’ün,
Babam “Ebû
Bekir”in evine geldim o gün.
|