ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÂİŞE-İ SIDDÎKA (Radıyallahü Anhâ)

YÂ ÂİŞE, SEN DE BAK!

 

Yine “hazret-i Osmân” işitmişti ki bir gün:

Hiç yiyecek kalmamış hânesinde Resûl'ün.

 

Selmân-ı Fârisî”den duydu o bu haberi.

O an mescitte idi Allah'ın Peygamberi.

 

"Ne için daha önce haber vermedin?" diye,

Bir sitemde bulundu “Selmân-ı Fârisî”ye.

 

Koştu sonra anbara, hiç vakit geçirmeden.

Semizce bir “Koyun”u, önüne kattı hemen.

 

Sırtlayıp hem çuvalla bir miktar "Bal" ve "Un"u,

Tuttu Resûlullah'ın hânesinin yolunu.

 

Gelip çaldı kapıyı, açıldı kapı hemen.

Hazret-i Âişe”ye söyledi şöyle aynen:

 

(Yâ Âişe, arz edin Allah'ın Habîbine.

Pay etmesin bunları diğer zevcelerine.

 

Zîrâ ben, onlara da gönderdim aynı bundan.

Bir adet “Koyun” ile, bu kadar “Bal” ve “Un”dan.)

 

Âişe-i Sıddîka” çok teşekkür ederek,

Gelen o un ve et’ten pişirdi ekmek, yemek.

 

Eve teşrîf edince ins ve cin Peygamberi,

Gördü ve çok sevindi ekmek ve yemekleri.

 

Hemence suâl etti hazret-i Âişe'ye:

(Bu un ile et ve bal, nereden geldi?) diye.

 

“Âişe-i Sıddîka” arz etti ki o zaman:

(Bunların tamâmını getirdi bize Osmân.)

 

Resûlullah, buna da begâyet sevindiler.

Diğer zevcelere de pay etmek istediler.

 

Mü'minlerin annesi, Âişe vâlidemiz,

Dedi: (Yâ Resûlallah, hiç pay eylemeyiniz.

 

Zîrâ o, bu husûsta dedi ki yine bana:

“Pay etmesin bunları diğer hanımlarına.

 

Zîrâ bu getirdiğim şeylerden aynı miktar,

Onlara da gönderdim, pay etmeyin siz tekrar”.)

 

Allah'ın Sevgilisi, sevindi buna dahî.

Ellerini açarak dedi ki: (Yâ ilâhî!

 

Geçmiş veya gelecek, gizli ve açık olsun,

Bütün günâhlarını affeyle sen de Onun.)

 

Âişe-i Sıddîka” buyurur yine bir gün:

Yalnız oturuyorduk hânesinde Resûl’ün.

 

Habeşler oynuyor ve seyrediyor idi halk.

O Server buyurdu ki: (Yâ Âişe, sen de bak!)

 

Çenemi, o Resûl’ün dayayıp omuzuna,

Baktım Habeşîlerin bir müddet oyununa.

 

O sırada “hazret-i Ömer” geldi âniden.

Halk seyiri bırakıp, dağıldılar hep birden.

 

Halkın dağılmasına, ben dahî şâhid oldum.

Ve bunun hikmetini, Resûlullah'a sordum.

 

Buyurdu: (Yâ Âişe, görürüm ki âşikâr,

İns ve cin şeytânları Ömer'den kaçıyorlar.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan