|
04 - ÂİŞE-İ SIDDÎKA
(Radıyallahü Anhâ)
EBÛ BEKR İMÂM OLSUN
“Hazret-i
Âişe”den rivâyet edilir ki:
Hazret-i
Peygamberin son hastalığı idi.
Bir gün bana
buyurdu: (Söyleyin Ebû Bekr'e.
Eshâbıma,
namâzı o kıldırsın bu kere!)
Dedim ki:
(Yerinize geçerse babam eğer,
Ağlamaktan,
sesini işitmez hiç kimseler.
Emir
buyurunuz da, Ömer ibnil Hattâb'a,
Namâzı o
kıldırsın imâm olup eshâba!)
Ve lâkin
buyurdu ki tekrâren Fahr-i enâm:
(Ebû
Bekr'e söyleyin, eshâba olsun imâm!)
Dedim: (Çok
mükedderdir pederim bu aralık.
Emir
buyursanız da, Ömer yapsa imâmlık.)
Ve lâkin aynı
emri verdi yine bu kere:
(Eshâba
imâm olsun, söyleyin Ebû Bekr'e!)
Ben bunun
üzerine, Ömer ibnil Hattâb'ın,
Kızı Hafsa'ya
varıp, vaziyeti anlattım.
Dedim:
(Teklîf eyle ki, gidip Resûlullah'a,
Baban
hazret-i Ömer, imâm olsun eshâba.)
Lâkin o
teklîfi de, reddeyledi o Server.
Ve üzülüp,
Hafsa'ya buyurdu ki bu sefer:
(Ben
Ebû Bekr diyorum, siz Ömer diyorsunuz.
Niçin benim
sözümü siz dinlemiyorsunuz?)
Hazret-i
Hafsa dahî, üzülüp gitti geri.
Resûlullah,
babamı sürdü yine ileri.
“Âişe
vâlidemiz” yine şöyle nakleder:
Bir hadîs-i
şerîfte buyurdu ki o Server:
(Nasıl
her Peygamberin bir arkadaşı vardır,
Benim de
Cennetteki arkadaşım Osmân'dır.)
Ve yine
Resûlullah, sahâbe-i kirâmdan,
Bâzısıyla bir
yerde bulunurken bir zaman,
Anlatırdı
yakında doğacak fitneleri.
O sırada,
öteden yürüyüp geçti biri.
O şahsı
göstererek, buyurdu ki: (Bu, o gün,
Yolunda
olacaktır Allah ve Resûlü'nün.)
Eshâb görmek
istedi o şahsı her kim ise.
Baktılar, "Osmân
ibni Affân" idi o kimse.
Yine
buyurdular ki peşinden bunun hemen:
(Bu şahıs,
o fitnede katledilir mazlûmen.)
|