ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÂİŞE-İ SIDDÎKA (Radıyallahü Anhâ)

HZ. ÂİŞE'NİN GÖZYAŞLARI

 

O Server geldi bir gün evine “Âişe”nin.

Sordu ki: (Yiyecekten var mıdır hiç bir şeyin?)

 

O, cevâben dedi ki: (Bu gece kaldığınız,

Evde çıkarmadı mı bir yemek hanımınız?)

 

Böyle “Şaka” demişti Allah'ın Resûlü'ne.

Ve lâkin Resûlullah gücendi bu sözüne.

 

Müteessir olunca bu sözlerden o Server,

Dışarı çıkmak için hazırlandı bu sefer.

 

Âişe vâlidemiz” tutarak eteğinden,

Özür dilediyse de hemen kendilerinden,

 

Mübârek eteğini çekerek Fahr-i âlem,

Çıkınca, Âişe'nin içini sardı elem.

 

Zîrâ anlamış idi Resûl’ü üzdüğünü.

Ağlayıp, bu kederle, koydu yere yüzünü:

 

(Yâ Rabbî, senden gayri hâlime acıyacak,

Kimse yok, beni yine sen affedersin ancak.)

 

Deyip, göz yaşlarıyla durmadan ağlıyordu.

Gözlerinden sel gibi yaşlar akıtıyordu.

 

Hak teâlâ lütfedip, affetti kendisini.

Gönderdi Habîbine Cebrâil-i emîni.

 

Tâm mescide girerken Rahmeten lil âlemîn,

Bir anda, gökten yere indi “Cibrîl-i emîn”.

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, ey Allah'ın Habîbi!

Âişe'nin gözyaşı akıyor ırmak gibi.

 

Rabbimiz buyurdu ki, Âişe'ye giderek,

Tesellî etsin onu, bir şeyler söyliyerek.)

 

Resûl eve dönünce, af diledi Âişe.

Özrü kabûl olunup, buldu huzûr ve neş’e.

 

Cebrâil'e bir daha buyurdu ki Rabbimiz:

(O iki sevgiliyi barıştırdık şimdi biz.

 

Bir de ihsân edelim onlara şimdi yine.

Cennet nîmetlerinden al götür önlerine.)

 

Girdi hemen Cennete, Cibrîl aleyhisselâm.

Götürdü önlerine, Cennetten türlü taam.

 

Âişe, bir lokmayı o Server’e verirdi.

Sonra, ikincisini kendisi alıp yerdi.

 

“İki lokma” kalınca, Resûlullah bu kere,

Buyurdu: (Bu lokmalar, kalsınlar Ebû Bekr'e.)

 

O an kapı çalındı, Resûl buyurdular ki:

(Ebû Bekir gelmiştir, söyle, girsin içeri.)

 

O içeri girince, buyurdu ki: (Ey Sıddîk!

Bunlar Cennet nîmeti, senin için ayırdık.)

 

Aldı iki lokmayı o da iki eline.

Verdi Resûlullah’la temiz kerîmesine.

 

Buyurdu: (Yâ Ebâ Bekr, senin idi bu taam.

Niçin sen yemeyip de, edersin bize ikram?)

 

Şöyle arz eyledi ki o da Resûlullah'a:

(Yemeniz hayırlıdır, yememden bin kat daha.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan