ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - FÂTIMATÜZ ZEHRÂ (Radıyallahü Anhâ)

CENNETTEN GELEN YEMEK

 

Uhud”da Resûlullah, düşünce bir çukura,

Kâfirler, öldüğünü zannettiler o ara.

 

İblîs fırsat bilerek, bağırdı ki şöylece:

(Ey insanlar, Muhammed öldürüldü az önce!)

 

Medîne'ye erişti şeytânın bu sedâsı.

Hazret-i Fâtıma” da işitti bu avâzı.

 

Hemen iki elini başına götürerek,

Çok ağladı, gözünden kanlı yaşlar dökerek.

 

Hiç bir şeyin kıymeti yoktu artık gözünde.

Yetîmlik” eserleri zâhir oldu yüzünde.

 

Âişe”, “Ümmü Süleym” ve dahî “Ümmü Eymen”,

Gibi hanımlar dahî, Uhud'a koştu hemen.

 

Ve hazret-i Fâtıma, Resûl-i kibriyâyı,

Hayatta görür görmez, bıraktı ağlamayı.

 

Yaralı” olduğunu farketti ama birden.

Tekrardan ağlamaya başladı kederinden.

 

Tesellî etti onu, o Server bizâtihî.

Su getirdi kalkanla hazret-i Alî dahî.

 

Babasının yüzünün kanlarını, Fâtıma,

Kalkandaki su ile yıkadı hemen, ama,

 

Yüzünden akan kanlar, bir türlü dinmiyordu.

Fâtıma” hazretleri buna üzülüyordu.

 

Bir hasır parçasını alıp yaktı sonradan.

Külünü, o yaraya bastırınca durdu kan.

 

Peygamber Efendimiz, günlerden bir gün yine,

Hazret-i “Fâtıma”nın teşrîf etti evine.

 

Gördü ki, kızının ve çocukların yüzleri,

Solmuş ve kansızlıktan sararmış benizleri.

 

Üzülüp, sebebini sorunca Fâtıma'dan,

O da Resûlullah'a arz eyledi o zaman.

 

Dedi ki: (Babacığım, şudur ki buna sebep,

Biz üçümüz, üç gündür, aç yatıp kalkarız hep.)

 

Resûlullah, bu hâle pek çok kederlendiler.

Ve hemen onlar için, çok duâ eylediler.

 

Ve kızı Fâtıma’ya buyurdu ki sonra da:

(Yâ Fâtıma, çık da bak, ne var öbür odada?)

 

Hazret-i Fâtıma ve Hasan ile Hüseyin,

Koştular o odaya, emriyle o Server’in.

 

Bir tabak gördüler ki, işlenmiş zînet ile.

Ve içi dolu idi, “Tâze pişmiş et” ile.

 

O yemeği, devâmlı yediler bir nice gün.

Yine de eksilmedi duâsıyla Resûl’ün.

 

Ve lâkin bir kadının “Kötü nazarı” ile ,

Daha sonra o tabak, kayboldu birden bire.

 

Peygamber Efendimiz buyurdu ki bu bâbta:

(Size ben söylerim ki, yemîn ederek hattâ,

 

O kadının nazarı değmeseydi, gerçekten,

Hayâtınız boyunca yerdiniz o yemekten.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan