ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - FÂTIMATÜZ ZEHRÂ (Radıyallahü Anhâ)

TOPTAN MAHVOLURLARDI

 

"Benî Necrân" diye bir kavim vardı o zaman.

Îmân etmiyorlardı bunlar inâtlarından.

 

Resûlullah, onlardan çağırıp bir heyeti,

Derhâl "mübâhale"ye onları dâvet etti.

 

Buyurdu: (Var mısınız, gelelim bir araya.

Şöyle duâ edelim Allahü teâlâya:

 

Kim yanlış yolda ise içimizden eğer ki,

Allah lânet eylesin onlara elbette ki”.)

 

Onlar cevap vermeyip, (Düşünelim) dediler.

Gidip reîslerine bunu haber verdiler.

 

Bu durum karşısında, çok korktu reîsleri.

Topladı kabîlede bulunan kimseleri.

 

Şöyle hitâb etti ki: (Ey hıristiyânlar, siz,

Muhammed'in Peygamber olduğunu bildiniz.

 

Bir kavim, Peygamberle mübâhale ederse,

O kavim hepsi ölür, sağ kalmaz hiç bir kimse.

 

Eğer toptan yok olmak istemiyor iseniz,

Onunla mübâhale etmekten el çekiniz.)

 

Ertesi gün gelince, hıristiyân heyeti,

Gördüler o “Server”le yanında “Ehl-i beyt”i.

 

Hazret-i “Hüseyin”i oturtmuş kucağına.

Ve hazret-i “Hasan”ı alıvermiş yanına.

 

Hazret-i Alî” ile “Fâtıma”yı alarak,

Gelmişti Resûlullah bir âile olarak.

 

Ve şöyle buyurdu ki: (Şimdi beni dinleyin!

Ben bir duâ edeyim, sizler de Âmîn deyin.)

 

O heyetin başkanı, korkuya kapılarak,

Yanında olanlara dedi ki son olarak:

 

(Şu anda, karşımızda var ki öyle kimseler,

Onlar, Hak teâlâdan her neyi isteseler,

 

Meselâ deseler ki: "Şu dağ kalksın yerinden."

Onların hürmetine, kaldırır Allah hemen.

 

Sonra da deseler ki: "Tekrâr gelsin yerine".

Getirir Hak teâlâ, onların hürmetine.

 

Onlarla mübâhele edersek eğer şu an,

Şunu iyi bilin ki, hep oluruz perîşân.)

 

Bu şekilde konuşup, karâr veren o heyet,

Peygamber-i zîşân'a dediler: (Yâ Muhammed!

 

Biz bu bâbta konuşup, müşâvere eyledik.

Mübâhele etmemek yolunda karar verdik.)

 

Resûlullah onlara buyurdu ki o zaman:

(Öyleyse îmân edip, olun siz de müslümân.)

 

Bunu da reddedince, buyurdu: (Öyle ise,

Savaşa hazır olun, son îkâzdır bu size.)

 

Dediler ki: (Seninle savaş da etmiyelim.

İkibin kat elbise, sana cizye verelim.)

 

Peygamber Efendimiz, buna râzı oldular.

Kâfirler, böylelikle helâktan kurtuldular.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan